21 Eylül 2014 Pazar

Çocukla Kapadokya Gezisi 1.Gün

Bahar gelince benim gibi içindeki gezme tutkusu kabaran insanlardansanız ve henüz Kapadokya’yı görmediyseniz, çocuğunuz olması sizi vazgeçirmesin, muhteşem bir coğrafya sizin de çocuğunuzun çok eğleneceği bu turda biz neler yaptık detaylarıyla yazayım da iyice cesaretlenin J
Daha önce 3 kere Kapadokya’ya gitmiş ve bu muhteşem coğrafyaya hayran kalmıştım. Fakat bölge olarak çocukla gitmek zor olur diye düşünüyordum sanırım birçok kişi de böyle düşünüyor zira bol yürüyüşlü, bol merdiven inmeli, yeraltı şehirlerine girip çıkmalı kısacası maceralı bir tur. İşte tam da bu macera kısmından dolayı bir çılgınlık yapıp 2 tane 4 yaş erkek çocuğuyla üstelik turla Kapadokya’ya gitmeye karar verdik. Gitmeden önce bu geziyle ilgili internette biraz araştırma yapınca herkes çocukla çok zor, pusetle gezilmez oralar tarzında yorumlar yapmıştı ama tura gidip geldikten sonra diyebilirim ki hiç de zor değil, gözünüzü karartın ve yola çıkın J
Tura tek değil 2 çocukla gitmek işimizi kolaylaştırdı bence şöyle ki devamlı birlikte oynadılar, aynı odada kaldık ve bu onların çok hoşuna gitti. Nisan ayının bir Perşembe akşamı Kadıköy’den Jolly Tur’un otobüsüyle saat 22 gibi maceramız başladı. Gece yolculuğunda sorun olmuyor zaten genelde bütün çocuklar uyuyor, bizimkiler de kalkıştan kısa bir süre sonra uyudu. Ertesi sabah 8e doğru bölgeye giriş yapıyoruz rehberimiz ilk olarak bizi Hasan Dağının yanında indiriyor hem dağı fotoğraflayabiliyoruz hem de hemen yanındaki hanı geziyoruz. Burası Tepesi Delikhan Kervansarayı, aslında uygun olarak yeniden inşa edilmiş, içinde hediyelik eşyaların da satıldığı bu han çocuklara oldukça değişik geliyor.
Uykumuz iyice açılınca ilk durağımız olan Kaymaklı Yeraltı Şehrine varıyoruz. Tura çıkmadan önce yeraltı şehirlerine çocukları sokar mıyız korkarlar mı acaba diye düşünmüştüm ama çocuklar bizden önce girdiler bile J Ve aşağısı onlara oldukça değişik geldi,  etrafta koşturup durdular, keşfetmeye çalıştılar.
Kapadokya’da çok sayıda yeraltı şehri var paket turlarda genelde ya Kaymaklı yada Derinkuyu’ya götürüyor  bizim rehberimiz Kaymaklıyı seçmişti ki güzel bir tercih daha önce Kapadokya’ya geldiğimde Derinkuyu’ya da inmiştim ve çıkış biraz dardı klostrofobik bir havası vardı. Kaymaklıdan çıktıktan sonra yol üzerinde Güvercinlik Vadisinde fotoğraf molası verdik. Burada çok sayıda güvercin olduğundan bu ismi almış , harika manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Güvercinlik vadisine girince hemen sağda nazar boncuğu ve dilek ağacı var, turistler bile bu geleneğe uyup ağaca nazar boncuğu takıyorlar.
Artık saat iyice öğlene yaklaşmıştı tur firmasının önceden ayarladığı Aydede Restorana öğle yemeğine gittik. Grup olarak biz gelmeden önce set menü olarak yemek hazırlanmıştı ; çorba, meze, tavuk, pilav, kazandibi için kişi başı 16 TL. ödedik, bence yemekler güzeldi, fiyatı da uygundu. Yemekten sonra tekrar yola koyulduk ve Uçhisar’a gittik. Burada meşhur üç güzeller denen peri bacalarında fotoğraf molası verdik, bu peri bacalarına aynı zamanda anne-baba-çocuk peri bacaları deniyor, çok güzeller gerçekten.
Kapadokya turlarında çok sayıda alışveriş durağı da oluyor, bölgede turizm çok geliştiğinden bölgeye has ürünler satan çok sayıda dükkan var, tur firmaları da mutlaka bunlarla anlaşmış oluyor ve sizi götürüyorlar. Kapadokya peri bacaları kadar şaraplarıyla da meşhur özellikle Turasan hem çok eski bir işletme hem de gerçekten güzel şarap yapıyorlar. Bizde Turasan fabrikasına gittik, önce şarap yapımıyla ilgili kısa bir bilgilendirme yapılıyor sonrasında mağaza kısmına geçilip şarap tadımı yapabiliyor ve şarap satın alabiliyorsunuz. Kapadokya’da çok sayıda şarap firması var ama Turasan bence en iyilerinden biri, eve götürmek üzere biraz şarap stoğu yapıyoruz.


Turasan’daki şarap tadım ve alışveriş molasından sonra eski bir Rum köyü olan Mustafapaşa Köyüne gitmek üzere yola çıkıyoruz. Yolculuk 40 dakika sürüyor. Burası Asmalı Konak dizisiyle meşhur olan köy, dizinin bölgeye katkısı yadsınamaz, bir dönem insanlar sadece bu konağı görmek için bölgeye turla geliyorlardı. Konak bir aileye ait , yıllar önce geldiğimde 1 TL. ödeyip girip konağı gezmiştik, artık dizinin modası geçtiğinden konağı gezmeye pek rağbet yok. Fakat köy başlı başına çok hoş konak ve binalarla dolu, sokaklarında gezmek ve fotoğraf çekmek için ideal. Kapadokya Meslek Yüksek okulu da bu köyde.
 
Artık saatler akşama yaklaşırken hepimiz çok yorulmuştuk bu güzel köyde bu cafede oturup biraz dinlendikten sonra otobüslere binip otellerimize gittik. Biz Büyük Turban Otelde kaldık, biraz eski ama güzel bir tesisti, yemekleri açık büfeydi, odaları rahattı, bir şikayetimiz olmadı. Otel Ürgüp merkeze yürüme mesafesinde. Akşam yemeğini otelde yedikten sonra yürüyerek merkeze indik üstelik taş sokaklarda ve bebek arabalarıyla :) Oğlanlar çok yorulmuş olduklarından bebek arabalarında uyudular bizde merkezde bir cafede oturduk. Kapadokya bölgesinin güzel yani nereye gitseniz güzelliklerle karşılaşmanız, bir günde bir sürü güzel yer gördük, bol bol yürüdük, yorulduk ama akşam olduğunda herkes hayatından memnundu. Ertesi gün daha ne güzellikler göreceğimizi düşünerek otelimize döndük.
 

10 Eylül 2014 Çarşamba

Poyraz'la Kadıköy'de bir gün..

Anadolu yakasında doğup büyüdüm belki de bu yüzden Kadıköy'ü çok severim. Tüm kalabalığına, trafiğine, keşmekeşine rağmen kendine has bir cazibesi vardır Kadıköy'ün. Eskiden bu kadar çok AVM türememişken alışveriş için sürekli Kadıköy'e giderdik, Poyraz'dan sonra çocukla gitmek bazen gözümde büyüdüğünden eskisi kadar sık gitmez oldum. Oysa Kadıköy'ün çarşısı bile harikadır, taptaze balıklar, meyve sebze alışverişi, Baylan, Şekerci cafer erol, Çiya , Yanyalı fehmi lokantası, Şehir tiyatroları ne ararsanız vardır Kadıköy'de.. Poyraz büyüdükten sonra artık onunla da ara sıra gidiyoruz. Klasik bir Kadıköy turunda mutlaka kitapçılara giderim Seyhan, Alkım, Mephisto hepsi birbirinden güzel kitapçıları var Kadıköy'ün..En çok Alkım'ı seviyorum hem geniş hem çeşit çok, hem çocuklar için ayrı bir bölümü var, Poyraz'ın kendi kitaplarını seçmesine izin veriyorum...
Çarşıda dolaşıp balık, sebze meyve, şarküteri alışverişi yaptıktan sonra önce bir oyuncakcıya sonra mutlaka Beyaz Fırın'a uğruyoruz Poyraz'la.. Oğlum da benim gibi tatlı düşkünü, birkaç sene önce Alaçatı'da keşfettiğimiz Trifle Beyaz Fırın'da satılıyor ve çok lezzetli.. Ya trifle yada çikolatalı pasta ısmarlıyoruz Poyraz'a..
 
Oyuncağını alıp, pastasını yiyince keyfi yerine gelen minik kuşla rahat rahat geziyoruz, kiliselerin yanından geçip ara sokaklarda kayboluyoruz. Sıra annenin keyfinde deyip Fazıl Bey'in Türk Kahvecisinde kendime bir kahve ısmarlıyorum. Poyraz yürümeye seven bir çocuk olsa buradan Moda'ya yürümek de çok zevkli olur aslında ama oğlum pek yürüme taraftarı değil o yüzden Kadıköy çarşı sınırlarında gezip eve dönmeyi tercih ediyoruz..