30 Nisan 2014 Çarşamba

Hafta Sonu Eskişehir Gezi Rehberi

 
Eskişehir yazılarımdan bıktınız mı J biz gitmeden önce bir sürü yazı okudum bende o yüzden bu yazıların çok faydalı olduğunu biliyorum, arkadaşlarım da tamam gittiğiniz yerlerin hepsi güzel ama 2 günde nasıl bir rota çizdiniz , neresi nereye yakın, önce nereden başlayalım diye soruyorlar. Çocukla seyahat edince bir çok planı uygulamak zor oluyor bende gitmeden 2 günlük plan yapmıştım ama çocukların o anki keyfine göre sapmalar oldu tabii, biz 2 günde nasıl ve nereleri gezdik. 
  1. Sabah 7 gibi İstanbul’dan yola çıktık ilk durağımız Sazova Parkıydı. 10.30da Sazova’ya ulaştık. Buradaki masal şatosu 2 sene önce inşa edilmiş ama içi daha yeni açıldığı için hafta sonları çok kalabalık olduğunu söyledi arkadaşlar bu yüzden ilk burayı seçtim gerçekten gittiğimizde henüz çok az kişi vardı ve rahat rahat gezebildik. Yalnız henüz kafeler bile açılmamıştı bu yüzden kahvaltı etme şansımız olmadı zaten yolda bir şeyler atıştırmıştık, Masal Şatosunun 2.katında bir kafe var orada da çay içtik ama yiyecek alternatifi çok az genelde cupcake tarzı tatlılar var. Sazova vakit olsa 1 gün ayrılacak kadar büyük bir alan, biz saat 14e kadar oradaydık ve Sabancı Uzay Evi, Bilim ve Deney Merkezine vaktimiz yetmedi çünkü hepimiz acıktık , bir daha gelsem burada çocukla çok güzel bir gün geçirebilirim. Sazova yazım: http://www.cocuklugeziler.com/2014/04/sazova-park-eskisehir.html
  2. Cumartesi günü için öğle yemeği tercihimiz merkezde bir esnaf lokantası olan Abdüsselam’da Balaban Köfte oldu, çocuklar dahil hepimiz çok beğendik köfteyi.
  3. Yemekten sonra merkezde biraz yürüyüp kesinlikle yapmadan dönmeyin dedikleri iskeleyi bulup gondola bindik. Sadece tek gondol çalışıyor o yüzden biraz sıra beklemek gerekebiliyor. Gondol sizi toplam 10 dakika Porsuk Çayında gezdiriyor, maksimum 4 kişi alıyor ve fiyatı 15 TL. Biz gondoldayken maalesef bir bayan köprülerden birinden atlayıp intihar etti biraz kötü bir anımız olmuş oldu ama hemen kenardaki halatlara tutundu ve kurtarıldı. Gondolların hemen yanında motorlar da var bunlar da porsuk çayında dolaşıyor , toplam 15-20 kişi alıyor ve sanırım ücreti 3 TL.civarıydı.

4-Porsuk çayının kenarı çok güzel, gençler çimlere yayılmış sohbet ediyor, yiyor içiyor, çayın kenarında iki yanda da çok güzel kafe ve restoranlar var. Bizde bir kafede oturup çay içtik ve bu hareketli şehri seyrettik.
 
5- Zaten parkta yorulmuş olan çocuklar otele gidelim diye tutturmaya başlayınca otelimizi bulmaya karar verdik, otel merkeze çok yakın arabayla maksimum 10 dakikada otele ulaşıp biraz dinlendik. Akşam yemeği için hazırlanıp dışarı çıktık. Öğlen geç saatte yediğimiz köfteler hepimizi çok uzun süre tok tuttuğundan akşam yemeği olarak Papağan’da çiğ börek yedik, bana göre çok yağlıydı ama tadı güzeldi.
 
6-Çocukların ikisi de yemek esnasında babalarının kucağında uyuyunca onları taksiyle otele bırakıp biz kız kıza Eskişehir sokaklarına attık kendimizi J Önce Haller Gençlik merkezine gittik, meşhur su muhallebisinden yedik.
 
7-Sonra barlar sokağını bulup biraz dolaştık. 7,5 aylık hamile olunca insanın bara da gidesi gelmiyor :p ama sokak gayet canlı ve cıvıl cıvıldı, çocuksuz gelen çiftler mutlaka burada bir akşam geçirmeli. Biz sadece sokağı gezmekle yetinip otele geri döndük.
 
ESKİŞEHİR’DE 2.GÜN
1- Hem oğlanlar erken kalktığından hem de plandaki yerlerin çoğuna cumartesi gidemediğimizden Pazar günü güne erken başladık. 8 gibi kahvaltımızı edip otelden çıktık. İlk olarak Odun pazarı bölgesine gittik. Henüz sokaklar boşken rahat rahat gezdik. Evlerin fotolarını çektik.
 
2- Odun pazarı Bölgesi sadece evlerden oluşmuyor gezecek çok fazla nokta var burada o yüzden buraya en az yarım gün ayırmak gerekli. Evlerin fotosunu çektikten sonra Kurşunlu Camii ve Külliyesine girdik. Camiinin arka tarafında Lületaşı Müzesini, El Sanatları Çarşısını, Cam Sanatları Merkezini gezdik.
 
3- Kurşunlu’dan çıkınca biraz alışveriş yapıp meşhur met helvası, haşhaşlı ekmek aldık ve Atlıhan El Sanatları Çarşısına girdik, buradan da hediyelik ürünler aldık, buradaki takılara bayıldım ben hepsi çok güzeldi.
 
4- Atlıhan ve Odunpazarı meydanını biraz gezdikten sonra çocukları meydandaki çay bahçesinde babalarıyla bırakıp yürüyerek Balmumu Heykel Müzesine gittik. Meydana çok yakın 5-6 dk.da yürüyebilirsiniz. Bu müzeyi ben çok beğendim. Müzeyle ilgili yazım :

5- Balmumu Heykel Müzesinin hemen yanında Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ve Eskişehir Kent Müzesi var, ikisi de küçük müzeler gelmişken vakit ayırıp gezin, özellikle cam eserler bir harika. Merkeze dönülen yolda küçük küçük lületaşı atölyeleri, cam eşya dükkanları var dönüş yolunda bunlara da uğrayın.

6- Odun pazarı bölgesini öğlene doğru bitirince gene buraya 1 km. uzaklıktaki Şelalepark’a gittik, burası aslında yakın ama çok yüksekte olduğu için araçla çıkmak gerekli. Şelalesi çok güzel, çay bahçesinde dinlenebilirsiniz, yel değirmeni ve don kişotla fotoğraf çektirip, parkta çocukları oynatabilirsiniz. Şelalepark gezimizden sonra artık karnımız iyice acıkmaya başlamıştı. Şelalepark yazım :
http://www.cocuklugeziler.com/2014/04/eskisehirin-parklar-kentpark-selalepark.html
7- İkinci gün öğle yemeği için önceden belirlediğim Regülatör Restorana gittik, burası şehre biraz uzak çevre yolundan 15 dakikada ulaşılıyor, devlet su işlerinin yanında, yeşillikler içinde bir restoran. Halk bu bölgeyi piknik yapmak için kullanıyor. Restoranda klasik et yemekleri var, bahçesi çok keyifli , minik bir parkı var böylece çocuklar oyun oynarken rahat rahat yemek yiyebildik.
 
8-Öğle yemeğinden sonraki durağımız yapay plajıyla ünlenen Kentpark, burası da gene çok geniş bir alana yayılı bir park. Ortasında yapay bir göl var, halk burayı yürüyüş parkuru olarak da kullanıyor. Kafe, oyun parkı var, meşhur plaj da burada. Parkın sonuna doğru bir alanda çocukları ata bindirebiliyorsunuz. Bizimkiler de bindi tabii ki.. Kentpark yazım :
http://www.cocuklugeziler.com/2014/04/eskisehirin-parklar-kentpark-selalepark.html
 
9-Kentparktan çıktığımızda saat 18 olmuş bizim oğlan araba yolculuklarını pek sevmediğinden onun uyku saatinde yola çıkmak istiyorduk, tekrar merkeze dönüp Haller Gençlik merkezine gittik eşlerimizde meşhur tatlılardan yesin istedik. O gün çok sayıda grup geldiğinden su muhallebisi kalmamıştı şanlarına bizde bu sefer değişik bir balkan tatlısı olan Trileçeyi denedik.
 
2 güne baya anı sığdırarak saat 20.00 gibi Eskişehirden ayrıldık, biz bu şehri çok beğendik, parkları , müzeleri, restoranları hepsi çok güzeldi ve fiyatlar çok makuldü. İstanbul’da 2 gün bu kadar gezsek en az 3-4 katı harcamamız gerekirdi. Eskişehir’de yaşayanlar çok şanslı bence..

28 Nisan 2014 Pazartesi

Çocukla Haftasonu Bursa Gezi Rehberi

 
Bir bayram sabahı 6.45te İstanbul’dan yola çıkıp Bursa’ya gezmeye gittik. Bize çok yakın ve güzel bir il olmasına rağmen o güne kadar hiç gezmeye gitmemiştim. Gitmeden önce gene planlar yaptım bir sürü gezilecek yer yazdım ama yağmur bütün planlarımızı alt üst etti. Ekim ayı olunca sağanak yağmur gezimizi yarıda kestirdi bize ama gene de ilk gün gezdik. Sabah ilk olarak Cumalıkızık’a gittik ve orada kahvaltı ettik. Cumalıkızık çok güzel şirin bir köy, kahvaltısı ve yöresel ürünleri güzeldi. Cumalıkızık’la ilgili ayrı bir yazı yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz.
Cumalıkızık’tan çıkınca Uludağ’a çıktık, bu kadar gezen bir insan olmama rağmen hayatımda ilk defa Uludağ’a gittim J Kar yoktu ama sonbahar mevsimine yaraşır harika bir manzara vardı, dağın kendisinden ziyade dağ yolundaki bu güzel manzarayı çok sevdim.

Dağa çıkınca ben biraz hayal kırıklığına uğradım etraf çok bakımsız görünüyordu, belki de henüz sezon açılmadığından böyleydi ama lüks otellerin çevresinde bile çöpler vardı yerlerde. Bayram tatili olduğu için yukarısı kalabalıktı, bir sürü insan tesislerde oturmuş yemek yiyordu. Yukarı kadar çıkmışken teleferiğe bindik, çocuklar çok sevdi ama açıkçası ben biraz tırstım çok korunaklı gibi gelmedi bana.
Teleferiğin en yukarı çıktığı noktada bir cafe yapmışlar, zaten mevsim itibariyle üşüdüğümüzden bizde hemen girip oturduk bir çay içelim ısınalım dedik ama tekel olmanın verdiği rahatlıkla gayet vasat bir çay ve kahveyi dünyanın parasına satıyorlar. Belki de genel olarak dağda fiyatlar böyledir bilemiyorum ama bana aşırı pahalı geldi, şık bir yer olsa ürün güzel olsa acımam ama gayet dandik bir cafede kötü bir çaya o fiyatı vermek saçma geliyor insana.  Çocuklara teleferik olayı değişik ve eğlenceli geldi ben korktum ama onlar gayet korkusuzca binip aşağı indiler, kar olmasa bile kızakla oynamayı da ihmal etmediler.
 
Uludağ’da çok fazla vakit geçirmeden aşağı merkeze indik zaten hepimiz acıkmıştık ve heyecanla İskender yemeyi bekliyorduk. Daha önceden çok methini duyduğum Kebapçı İskender’e gittik önce, Ulu Camii’nin yanından yürüyerek gidiliyor ama tahmin ettiğimiz gibi kuyruk vardı ve bizim çocuklarla kuyruk beklemeye halimiz yoktu hepimiz çok acıkmıştık. Zaten içerisi çok küçük olduğundan sıranın ne zaman geleceği meçhuldü.
 
 
Bunun üzerine bizde başka bir İskenderci aradık ve gene çok tavsiye edilen İskender’e gittik, burası  1867’den beri hizmet veren tarihi bir kebapçı, babadan oğula geçmiş sanırım. İskender gayet lezzetliydi, öbür tarafta sıra beklemediğimize pişman olmadık, çocuklar bile afiyetle yedi .
 
Yemekten sonra Bursa merkezde biraz dolaştık, Bursa gayet kalabalık bir büyük şehir, İstanbul’dan bir farkı yok J trafik bile var. Saat Kulesini gördük, çocuklarla biraz dolaştık ama fazla gezmemize fırsat kalmadan yağmur yağmaya başladı.
 
 
Aslında hedefimiz Trilye’ye gitmekti ama yağmur başlayınca rotayı Mudanya’ya çevirip otele gitmeye karar verdik. Otelimizi gelmeden önce www.booking.com dan bulmuştuk, çok şirin güzel bir oteldi.Mudanya’da Esman Otel’de kaldık, içi de odaları da , hizmeti de gayet iyiydi. Çocuklarla otel odasında biraz dinlendikten sonra çıkıp yemek yiyelim dedik.
 
 
Yağmur biraz duraklayınca Mudanya sahile indik, burası biraz balıkçı kasabalarını hatırlattı bana zaten bütün sahil balıkçılarla doluydu, bizde birinde oturup karnımızı doyurduk. Çocuklar yağmur çamur dinlemeden parkta oynadılar bizde yağmura daha fazla dayanamayıp otele döndük.
Ertesi gün yağmur yağmaz diye umut ediyorduk ama sabah kalktığımızda daha şiddetli bir sağanak yağmur vardı. Otelde kahvaltımızı ettikten sonra ne yapsak diye düşünürken madem geldik yağmur da yağsa gezelim dedik. Bir önceki gün gidemediğimiz Trilye’ye gidelim dedik. Tam tepede güzel manzaralı Çamlı Kahve’ye kendimizi atmak istedik ama bir tatil sabahı olduğundan kahve doluydu herkes kahvaltı ediyordu bizde az ileride başka bir cafeye gidip orada mahsur kaldık J Yağmur dinsin diye bekleyip denizi seyrederek çay kahve içtik.
Baktık yağmurun dineceği yok merkezine indik Trilyenin, Trilye’de Türkiye’nin en kaliteli sofra zeytinleri üretiliyormuş, bizde soluğu eski futbolcu Emil’in dükkanında aldık ve birbirinden güzel  zeytin ve zeytin yağlarından stok yaptık.

Aslında Trilye’de eski adı Aya Yani Manastırı yeni adı Taş Mektep yani Ruhban okulunu gezmek, Eski St.Stepharos Kilisesi yeni Fatih Camiini görmek, Büyük Kiliseyi gezmek, Şeker Ev yada Liman Restoranda buranın taze balıklarından yemek istiyorduk ama yağmur hiçbirine izin vermedi, çocuklarla sağanak yağmurda gezmek zor olacağından bizde Trilyeyi terk ettik.
Geziye gelirken amacım Mudanya’da Mütareke Evini görmek, Kumkaya kilisesini, Tahir Paşa konağını gezmek, cevizli lokum almak ve en önemlisi İznik’e de gitmekti ama işte yağmurdan dolayı 2.gün planlarımız iptal oldu öğlene doğru Mudanyayı terkedip dönüş yoluna geçtik. Yol üzerinde meşhur Köfteci Yusuf’u keşfettik, harika köftelerinden yedik ve hatta pişmemiş alıp eve getirdik. Akşam 8 gibi İstanbul’a döndük.
 
Bursa gezimiz yarım kalmış oldu bir daha gitmek şart oldu J Bursa merkezde Tophane’yi gezip, Ülkü pastanesinin meşhur ekler pastalarından almak, İznik’e gidip Ayasofya Müzesini, Süleyman paşa Medresesini, Yeşil Camiiyi, çini atölyelerini gezmek, Trilye sahilinde balık yemek için ikinci bir Bursa gezisi yapmamız lazım. Bir dahaki Bursa gezimiz için tavsiyesi olanlar yorumlara yazarsa çok sevinirim J

21 Nisan 2014 Pazartesi

Lale Festivali 2014 - Emirgan

 
İstanbul her sene Nisan ayında lalelerle süsleniyor, şehirde neredeyse bütün yol kenarlarında lale görmeye başlıyoruz. Çok da güzel bir çiçek, rengarenk ve çok hoş görüntüler oluşuyor. Yol kenarları dışında bu festivale özel çok sayıda lalenin dikildiği yerlerde var bunların en popüleri Emirgan Korusu. Bizde bir hafta sonu gidip laleleri görelim dedik ama tahmin ettiğim gibi inanılmaz kalabalıktı, öncelikle park edecek yer sorunu var o yüzden mümkünse arabayla gelmemek lazım.


Arabayı aşağıda bırakıp koruya yürümek gerekiyor, koruya girdikten sonra içerde çok sayıda lale ve insan görüyorsunuz :) Her taraf insan dolu , herkes fotoğraf çekme derdinde. Emirgan Korusunda 3 adet güzel köşk var Pembe Köşk, Beyaz Köşk ve Sarı Köşk, bunların hepsi Beltur tarafından işletiliyor. Tabii ki buralar da çok dolu ama şansımıza Pembe Köşk'te yer bulup kahvaltı ediyoruz. Köşklerde pazar günleri açık büfe brunch var, kişi başı 30 TL. çeşit çok fazla ama kalite için aynı şeyi söyleyemeyeceğim genelde ucuz ürünler kullanılmış. Yer bulduğumuza sevinip güzel manzara eşliğinde kahvaltımızı ediyoruz.

 
Kahvaltıdan sonra bizde korudaki yüzlerce insan gibi lalelerle bol bol fotoğraf çektiriyoruz, hepsi birbirinden güzel çiçekler gerçekten, ömürleri bu kadar kısa olmasa keşke. Koruda aynı zamanda parklar da var Poyraz biraz parkta oynuyor, sonra koruda yuvarlanmak daha cazip geliyor. Eğimli bir arazi olduğundan bu şekilde eğlenen birçok çocuk görüyorum, yukarıdan aşağı yuvarlanmaca :)
 
Emirgan Korusuna daha önce de birkaç kez gelmiştim ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum gezmekle bitmiyor , çok geniş bir alana yayılmış gerçekten ve her taraf çiçek ve insan dolu, tam bir şenlik alanı gibi. Parklarda çocukları oynatmak imkansız o derece kalabalık o yüzden etrafta gezmeyi tercih ediyoruz Poyraz'la..
 

Lale Festivali kapsamında İstanbul'da laleleri 30 Nisan'a kadar görebileceğiniz yerler:
1- Emirgan Korusu - 2 milyon lale dikilmiş
2-Gülhane Parkı - 1 milyon 316 bin lale dikilmiş
3-Yıldız Korusu - 830 bin lale dikilmiş.
4-Beykoz Korusu - 250 bin lale dikilmiş
5-Göztepe Gül Bahçesine - 1 milyon 800 bin lale dikilmiş.
6- Büyük Çamlıca Korusu - 500 bin lale dikilmiş
7- Küçük Çamlıca Korusu - 610 bin lale dikilmiş
8- Fethi paşa Korusu - 200 bin lale dikilmiş
9- Hidiv Korusu - 450 bin lale dikilmiş




Biz tam da festivalin açılış günü olan 6 nisan'da gitmiştik, sahne kurulmuş ve canlı müzik yapılıyordu, ayrıca standlar vardı ve türk eserleri yapılıyordu. Gezmekten yorulunca bu sefer Beyaz Köşk'te oturup dinlendik, burada da yer bulmak bir sorundu ama sonunda başardık.
 
Koruda illa köşklerden birinde yemek yemek zorunda değilsiniz, piknik yapmak için çok sayıda tahta masa sandalye ve ayrıca piknik alanları da var. Zaten çok sayıda piknik yapan insan da vardı. Ben şahsen burada hafta içi vaktim olsa piknik yapmak isterdim zira hafta sonu çok çok kalabalık. Korunun arka taraflarına doğru çocuklar için çok güzel bir şey yapmışlar SKYWALK. Büyük çocuklara göre bizimki binmek istedi ama henüz çıkamaz çok yüksek ayrıca  o kadar kalabalıktı ki zaten izin vermezdim çıkmasına ama daha büyük çocuklar için çok güzel bir şey.

 
Nisan ayı sona ermeden sizde güzel bir koru veya bahçeye gidip laleleri görün derim, çok güzel fotolar çekebilir ve güzel bir gün geçirebilirsiniz hem çocuklar da doğada olmayı daha çok seviyor bence.
 
Bu da bana göre bütün çiçeklerden daha güzel olan benim çiçeğim yakışıklı oğlum :)

17 Nisan 2014 Perşembe

Odunpazarı Gezisi - 2.bölüm , Eskişehir

 
Bir önceki yazımda Odunpazarını gezmeye başlamıştık, Kurşunlu Külliyesini gezip bitirdikten sonra Atlıhan El Sanatları Çarşısına gidiyoruz.Burası zamanında şehre gelen esnaf ,pazarcı ve köylülerin konaklaması için kullanılırmış avluya atlarını bağlarlarmış. 2006da belediye burayı restore edip çarşı olarak hizmete açmış.
2 katlı, avlulu hoş bir eser. Avlulu yapıları oldum olası sevmişimdir zaten burası da insana huzur veriyor. AVM.ler gibi devasa değil , minik ve insana huzur veren bir yer. Her iki katında da birbirinden güzel hediyelik eşya dükkanları var. Tek sorun dükkanlar o kadar minik ve içleri o kadar dolu ki biz çoğuna 2 çocukla girmeye çekindik, her taraf kırılacak eşya dolu ve bizimkiler haydut olunca camdan bakmakla yetindik, nispeten daha büyük olan dükkanları gezip kendime ebrudan yapılma harika bir kolye, küpe, yüzük seti aldım, istanbul'a döndüğümüzden beri neredeyse her gün takıyorum ve her gören bayılıyor. Cam eserler de çok güzel, gelmişken bir sürü hediyelik alabilirsiniz, biz biraz diken üstünde gezdiğimizden çok fazla alışveriş yapmadan çarşıyı arka kapıdan terk ediyoruz.
 
Çarşının hemen arkasında masmaviye boyanmış masallardaki evlere benzeyen bir konak var. Yağcızade Konağı. Konağın avlusundaki banklarda dinleniyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.
 
Çocukları hala çay bahçesinde oturan babalarının yanına bırakıp yürüyerek önce Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykel Müzesine gidiyoruz, yürüme mesafesi 5-6 dakika, oldukça yakın. Müzeyle ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Balmumu müzesinin hemen yanında Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ve Kent Müzesi var.
 
Cam sanatları müzesine giriş sadece 2 TL. Gittiğimiz tüm müzeler neredeyse 2 TL.ydi bu yönden de Eskişehir’e hayran kaldım. İstanbulda olsa çok daha yüksek olur bu fiyatlar ama burada sanırım insanların rahatlıkla gezmesi düşünülerek fiyatlar düşük tutulmuş tam bir sosyal devlet anlayışı.  Burası aynı zamanda Türkiye’nin ilk cam sanatları müzesiymiş, yerli ve yabancı sanatçıların eserleri sergileniyor. Eserlerin hepsi de çok güzeldi, insan bir kez daha ne yetenekler var diye düşünmeden edemiyor.
 
Burası da gene avlulu bir konak restore edilerek müzeye çevrilmiş, üst katı kent müzesi yapılmış, Eskişehir’in tarihi anlatılıyor. Avlusunu geçince iç salonda sürekli değişen sergiler oluyormuş biz gittiğimizde Yıldız Moran fotoğraf sergisi vardır, siyah beyaz harika fotoğraflar gördük. İçeride ayrıca kütüphane de vardı.
 
Cam sanatları müzesini de gezdikten sonra ara sokakları gezerek meydana geri döndük. Ara sokaklarda Camzade isimli çok güzel bir dükkan var, harika cam eserler satılıyor. Bunun gibi irili ufaklı bir çok dükkan var aslında, Odunpazarı son yıllarda yerli turist çekmeye başladıktan sonra halk bu tür yerler açmaya başlamış. Çok sayıda lületaşı atölyesi de var içeri girip hem yapılışı seyredip hem ürün satın alabiliyorsunuz.
 
Bu kadar saat çay bahçesinde oturmaktan halen sıkılmamış olan J eşlerimizi alıp Odunpazarı gezimizi sonlandırıyoruz. Dediğim gibi burası sadece evlerini görüp resim çekip döneceğiniz bir yer değil o yüzden en az 4-5 saat ayırmak gerekiyor. Gelmişken müzeleri ve çarşısını da mutlaka gezin. Şelalepark bu bölgeye çok yakın bizim bir sonraki durağımız orası ama yürüyerek gitmek anlamlı değil çünkü çok tepede kalıyor bu yüzden sizde mümkünse araçla çıkın , Eskişehir’i tepeden gören güzel manzaralı bir park.