31 Mart 2014 Pazartesi

İstanbuldere Restorant- Sapanca

 
Her sene Sapanca’ya 1-2 kere gideriz , gitmişken de bütün günümüzü geçiririz ve akşam yemeklerini mutlaka İstanbuldere Alabalık Restoranında yeriz. Sapanca’nın merkezinde değil arabayla biraz yukarılara tırmanmak gerekiyor ama gittiğiniz yola değecek bir yer. Çok güzel bir doğası var, oldukça geniş bir alana yayılı. Şelalesi var, bahçesinden akan bir dere var, her taraf yeşillik ve ağaç. Hava güzel olduğundan bahçede oturmak şahane olur ama biz ne zaman gittiysek genelde yağmur yağdığından hep içeride oturuyoruz. İçerisinin de atmosferi çok güzel, ahşap bir ev, şöminesi var , çocuk oyun odası var.
 
Restoranın bahçesi çocuklar için tam bir keşif cenneti, etrafta koşturup duracak ve keşfedecek bir sürü şey var,  bizimkiler gibi şehir çocukları için doğayla baş başa vakit geçirmek çok önemli böyle yerlere gelince bahçede oynamak hoşlarına gidiyor. Bu sefer gittiğimizde hava serindi ve bahçede çok uzun süre oynayamadılar ama restoranın içinde de kapalı oyun odası var orada iyi vakit geçirdiler, bizde rahat rahat yemek yiyebildik.
 
Kütük evin tamamı camla kaplı olduğu için hepimiz buraya kışın kar yağdığında gelmenin harika olacağında hemfikir olduk. Şöminenin başında oturup karı seyretmek harika olur, bir dahaki sefere yazın değil kışın gelmeye karar verdik
 
Biz her gelişimizde alabalık yiyoruz ama başka seçenekler de var, websitesinde güncel fiyatlarıyla menüyü görebilirsiniz. Alabalık kiremitte ve sosla piştiği için gayet başarılı ayrıca kiremitte mantar ve peynir de benim favorilerim. Fiyatları benzer restoranlara göre çok uygun kişi başı balık, ara sıcak, salata, içecek ortalama 30-35 TL. ödüyorsunuz. Bu atmosfer, lezzetli yemekler için gayet makul bir fiyat bence. Ayrıca alkol de satılıyor dilerseniz rakı, bira vs. hepsi mevcut. Biz her gidişimizde memnun ayrıldık bu yüzden gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

 
İLETİŞİM :
Adres  :       Erdemli Köyü (Istanbuldere) - Sapanca
Telefon  :       0264 582 74 98 - 582 67 39
Gsm  :       0532 74135 09 begin_of_the_skype_highlighting 

24 Mart 2014 Pazartesi

Sapanca Gölevi Restorant


Sapanca Gölevi Restorana her sene mutlaka gidiyoruz. Hem hizmeti, hem bahçesi, hem yemekleri her şeyi çok güzel. Sapanca'da güzel bir gün geçirmek için göl kenarındaki ideal mekanlardan biri. Hem kahvaltı , hem yemek için gittik ve bugüne kadar hiç memnun kalmadığımız olmadı. Geçen haftalarda arkadaşlarla kahvaltıya gittik. Normalde Gölevinde hafta sonları açık büfe kahvaltı oluyor ve kahvaltı fiyatı kişi başı 35 TL. Biz bir fırsat sitesinden kahvaltı kuponu almıştık ve kuponumuz serpme kahvaltı olmasına rağmen bizi açık büfeye davet ettiler ve 20 TL.ye gayet güzel bir kahvaltı sundular.


Gölevinin en sevdiğim yeri bahçesi, çok geniş bir alana yayılı, yemyeşil ve içinde park var kısacası çocuklu aileler için ideal. Bizimkiler 3 çocuktu ve kahvaltıları biter bitmez bahçeye koştular babalarıyla birlikte futbol oynadılar, parkta oynadılar, bahçedeki köpekleri sevdiler, bir ara göle taş atmaca oynadılar.

Bu bahçe özellikle havalar ısınında bir harika oluyor, bizim gibi apartmanda oturan insanlar ve çocuklar için bahçe bulunmaz bir nimet ve bütün gününüzü sıkılmadan burada geçirebilirsiniz. Bahçeye hamak kuruyorlar, hamakta bebeklerinizi uyutabilirsiniz :)

 
Baharda ve yazın bahçede açık büfe barbekü yapıyorlar Pazar günleri, 12den 4e kadar istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz, açık büfesi çok başarılı, tatlılar , meyveler ne ararsanız var. Geçen sene kişi başı 50 TL. civarıydı bu seneki fiyatlarını bilmiyorum henüz gitmedik ama yazın mutlaka gene gideriz.  Ayrıca bahçesindeki erik ağacından erik toplayıp yemek de serbest :)

 
Bu sefer mart başında gittiğimiz için gölün suları çekilmiş gibiydi hava da biraz serindi ama bahardan sonra gölün suları iyice kenara kadar geliyor, ördekler ortaya çıkıyor. Ördekler biraz gölde yüzüp sonra bahçede ortalıkta gezinebiliyor, miniğinizin de bu durum çok hoşuna gidiyor.

 
Gölevinin bahçesinde kendimi evimde gibi rahat hissedip kafama göre takılabiliyorum, çıplak ayakla gezip, oyun oynayıp hatta çocuğumu uyutabiliyorum. İçeride özel bir odada çocuklar için doğum günü de düzenleyebiliyorsunuz. Burada bir kır düğünü de şahane olurdu bence , bizden geçti ama evleneceklere güzel bir alternatif.
 

Mekanı çok övdüm, reklam aldım sandıysanız ilgisi yok :) gerçekten ailecek her sene bir kaç kez gidip çok güzel vakit geçirdiğimiz bir yer olduğu için yazdım. Bahar gelince insanın içinde gezme kıpırtıları başlıyor, Sapanca İstanbula yakın oluşu, gölü ve doğasıyla harika bir yer bence. Siz de bir cumartesi yada pazar sabah erkenden yola çıkıp kendinizi Sapanca'ya atın, Gölevinde güzel bir kahvaltı ve gün geçirin, çocuğunuzun da çok keyif alacağından eminim, bizimki her gidişimizde dönmemek için ağlar :) Keyifli geziler...

İletişim
T. 0264 592 00 700264 592 00 70
e-mail. sapancagolevi@gmail.com
Sapanca Göl Evi Restaurant Kırkpınar / Sapanca / Sakarya

http://www.sapancagolevi.com.tr


 
 


19 Mart 2014 Çarşamba

JURASSIC LAND - Türkiye'nin tek Dinozor Parkı

 
Bayrampaşada’ki Forum AVM’nin içinde Türkiye’nin ilk ve tek Dinozor Parkı konseptiyle açılmış olan Jurassic Land’e Poyraz’la birlikte ilk defa gittik. Daha önce belki korkar diye götürmemiştim , şu anda 4,5 yaşında olmasına rağmen 4D sinemaya vs. katılmak istemedi yani daha küçükken getirsem de gerçekten korkabilirmiş.
Jurassic Land oldukça geniş alana yayılmış ( 10 bin metrekare) ve içinde çok fazla aktivite düşünülmüş. 4D Sinema, Temalı Fotoğraf Çekimi, Dino Laser Tag, Kazı Aktivitesi, Yumurta Boyama Aktivitesi, Müze, Bilim Merkezi, Kuluçka Ünitesi, Veteriner Ünitesi, Uysallar Ünitesi, Vahşiler Ünitesi. Biz en çok müze kısmında vakit geçirdik , Poyraz’ın en sevdiği bölüm de kazı yapılan alan oldu, mağaraların içinde kumun altına dinzoro yumurtaları yerleştirmişler ve çocuklar kazmayla kumları kazıp yumurtaları bulmaya çalışıyor, Poyraz bu kısmı çok sevdi.
 
İçeriye ayrıca bir de park yapmışlar, burada da biraz vakit geçirdik.
 
Dinozor seven çocuklarınıza burada doğum günü de düzenleyebiliyorsunuz, doğum günleri için özel bir alan ayrılmış. Gezmekten yorulup acıkanlar için Jura Cafe'de bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Jura Sanat Atölyesinde dinozorlarla ilgili birbirinden ilginç ürünler satılıyor.

Peki çocukların çoğunun çok sevdiği Dinozor Nedir?
Dinozorlar, ilk olarak yaklaşık 230 milyon yıl önce, Geç (veya belki de Orta) Triyasik Dönemde ortaya çıkmış olan kara sürüngenleridir. Her ne kadar dinozor kemikleri insanlık tarihi boyunca bulunmuş olsa da, ancak erken 19. Yüzyılda bilimsel olarak tanımlanmışlardır. Bu zamandan beri, bilim adamları, tüm kıtalardan ağırlıkları bir kaç kilogram ile onlarca ton arasında değişen yaklaşık bin farklı çeşit dinozor türü tanımlamışlardır. (Kaynak : www.jurassicland.com.tr)

 
Jurassic Land'ı bir de kendi ağzından dinlersek :
Jurassic Land, çocukların hem el becerilerini ve hayal güçlerini geliştirecekleri, hem de keşfetmenin heyecanını yaşayacakları aktiviteleriyle de fantastik geziye interaktif boyut katıyor. Çocuklar kaşif paleontolog sertifikası almaya hak kazanacakları kazı aktivitesine katılabilirken, heyecanlı bir turun ardından favori dinozorlarını resmedip süsleyebilecekleri t-shirt boyama etkinliğinde yer alabiliyor, dünyada yüzyıllarca yaşamış bu görkemli canlıların yumurtalarını istedikleri gibi boyamanın keyfini yaşıyorlar. Ziyaretçiler tematik bahçede Jurassic Land treniyle gezintiye katılarak, dilerlerse eğlenceli farklı oyun seçeneklerini deneyebiliyor. Aktiviteler sırasında aileler de yeşillikler arasında kahvelerini yudumlarken, Jura dünyasının doyumsuz atmosferinin keyfine varıyor. Maceranın ardından Jura Cafe’de keyifli bir yemek de bu eğlencenin tadını damakta bırakıyor.


Jurassic Land  10.00 – 20.00 saatleri arası her gün açık.

Giriş Ücretleri 
Yetişkin 28 TL
Çocuk 2-16 Yaş  22 TL

3 Kişilik Aile : 66 TL

4 Kişilik Aile : 84 TL
Ulaşım ve daha detaylı bilgi için www.jurassicland.com.tr

14 Mart 2014 Cuma

Çocukla Kartepe Tatili



Geçen sene Bebekle Kartepeye gidilirmi? diye kendi kendime sormuş, evet cevabını vermiş ve Poyraz henüz 16 aylıkken ilk Kartepe gezimizi gerçekleştirmiştik. O zamana kadar kar görmemiş olan minik kuzu kar olayını pek sevmemiş, yere basmak istememiş ve günün çoğunu arabasında uyuyarak geçirmişti. Babası kafede oturup başında nöbet tutmuş ve biz bütün gün kızakla kaymıştık. Bu sene işler tersine döndü beyefendi bütün gün kızakla kaymak istedi, evet belki o çok eğlendi ama biz acayip yorulduk. Beyefendi bu sene kara basıyor ama kendisi yürümek istemiyor, kızağa oturacak biz onu tepeye kadar çekeceğiz sonrada kesinlikle tutmayacağız , kendi kendine kayacak, artık tercihleri var adamın büyümüş de kendisi kaymak istiyor. Önce biraz tırssak da sonunda gene onun dediği oldu ve kendi kendine kaydı küçük bey, aşağıda birimiz bekleyip onu yakaladık tabii ki...



Geçen senede turla gitmiştik bu senede aynısını yaptık fakat bu yılki tur sabahın 6sında kalkıyordu,dün gece 5de kalktık yollara düştük. Allah bize akıl fikir versin diyorum sabahın köründe bizden başka gezmeye giden varmıdır diye düşünüyordum fakat Kadıköye bir gittik ki 7-8 otobüs dolusu insan vardı neyse dedim bir manyak biz değilmişiz :) Çok erken yola çıkmamıza rağmen saat 9da ancak dağda olduk. Maşukiyede durup kızak kiraladık. Kızaklarımızla yukarı çıkar çıkmaz oynamaya başladık. Çocuklar gibi şendik desem yeridir :))



Hava acayip güzeldi, çocukda kendimizde lahana gibi giyinmiştik ama güneşin altında piştik. Yavaş yavaş soyunmaya başladık tek tek parçaları çıkara çıkara ancak normale döndük. Bir ara baktım ne Poyrazda ne bende mont var , nerdeyse güneşleniyorduk. Teyzeleri Poyraz'ı kaydırırken ben kendim baya bir kaydım. Sonra aldım küçük sıpamı, küçük bey kızağa kurulmuş keyif çatarken ben onu tepeye kadar çıkarıp attım aşağı. Aşağı inmesi neyse de yukarı kadar tırmanmak biraz zor, acayip spor oldu tabii şu anda tüm kaslarım ağrıyor ama napalım.



Öğlene kadar kayıp durduk, çocuklar tekrarla öğrenir derler ya doğru sanırım çocuk aynı hareketi 100 kerede yapsa sıkılmıyor arkadaş. Çıkarıyoruz yukarı atıyoruz aşağı, hop hemen hadi bir daha kayalım, anne yüksekten kayalım, hadi anne. Oğlum bir dur dinlenelim desende laftan anlamıyor. Hadi kayalım, hadi yüksekten kayalım diye ziv ziv konuştu bütün gün :)


Öğlen kızak pistinden çıkıp teleferik ve kafelerin olduğu tarafa geçtik. Kartepe'de yalnızca bir otel var o da Greenpark ve bu otelin işlettiği 2-3 tane cafe var bunun dışında da tesis yok yani ilk kez gidecek olanlar Uludağ gibi bir yer beklemeyin. Tesis çok kısıtlı ve özellikle pazar günleri çok dolu olduğundan oturacak yer bulma sıkıntısı oluyor. Ayrıca teleferikte upuzuun kuyruklar oluşuyor. Zaten İstanbul'a bu kadar yakın olan bir yerde bir pazar günü farklı birşey beklememek lazım o yüzden biz herhangi birşeyi dert etmedik. Hatta kendimize oturacak bir masa bulur bulmaz kar manzarasını seyrederek türk kahvemi içmeyi de ihmal etmedim.

Bu arada güneş iyice tepeye çıkıp hava ısındığından artık penyeyle oturur moda geçmişim.Poyraz o kadar çok kaymanın sonucunda masaya oturup oturmaz teyzesinin kucağında uyuyakaldı. Bende rahat rahat kahvemi içtim hatta Güzinciğim sağolsun falıma bile baktı :)

Öğle yemeği olarak tura dahil olan sucuk ekmeklerimizi yeyip biraz enerji topladık, kuzu kafenin içinde öğle uykusunu yaptı. O kadar yorulmuş ki uyandırmak biraz zor oldu.

Akşam çantamızı hazırlarken kardan adam için yanımıza zeytin ve havuç almayı unutmamıştık. Kuzu uyanıp hepimiz karnımızı doyurduktan sonra kendimize karların henüz bozulmadığı bir alan seçip, hummalı bir kardan adam yapma çalışmasına başladık. Yanımızda iki çocuk olmasına rağmen çocuklardan çok biz çalıştık :)


Karlar buz tutmaya yakındı bu nedenle şekil vermek çok zor oldu ve istediğimiz büyüklükta olmadı kardan adamımız ama olsun genede eserimizle gurur duyuyoruz :)


Kardan adamımız bitince hepimiz onunla poz vermek için kendimizi yerlere attık zira boyu biraz kısa olmuştu adamın :)

Güneşde öğlen tam tepeye çıktığından ortam şahaneydi valla ben uzun süre karın üzerinde yattım, keyfim yerindeydi :)

Kardan adam maceramızdan sonra kızak pistine geri döndük 1 saat daha kaydık. Yalnız pistte sabah kaymak çok daha zevkliymiş onu anladık çünkü öğleden sonra rüzgar çıkmıştı , kuzu bile üşüdüm demeye başladı. Bizde son bir hatıra fotoğrafı çektirip otobüse geçtik.

Hem çocuklar hem büyükler için çok eğlenceli bir gün oldu. Çocuklarda bizde çok keyif aldık şahsen ben Poyrazdan daha fazla kaymış olabilirim kızakla :) Normalde araba yolculuğu uzun yol vs. sevmeyen kuzum otobüse biner binmez yorgunluktan uyuyakaldı. Yalnız buraya geleceklere tavsiyem kesinlikle çocukların babalarında getirin, adamlar taşıyıp dursun bu veletleri yukarı ve kaydırsın bu ne ya bütün kaslarım tek tek ağrıyor özellikle kol kaslarım :)))

10 Mart 2014 Pazartesi

Harikalar Sahili, Derince, İzmit

Bu parkı geçen sene keşfettik ve İstanbul’da nasıl böyle bir yer olmadığına hayret ettik. Güzel bir kahvaltıdan sonra çocukları parkta gezdirmeye başlayabilirsiniz, bütün gün gezseniz sıkılmayacakları kadar geniş bir alana yayılı.

Harikalar-Sahili2Tem’den sadece 45 dk.da ulaşılabilen adı gibi harika bir park. 30.000 m2lik bir alana kurulmuş, büyük küçük herkesin hayran kalacağı ve zevkle vakit geçireceği bir yer yapmışlar. 2006 yılında Derince Belediyesi tarafından yaptırılan park aynı yıl en iyi proje ödülünü almış. İçinde gerçek boyutlarında masal kahramanları var. Şirinler, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Keloğlan, Fred Çakmaktaş ve Barnie, Rapunzel bunlardan birkaçı. Masal kahramanlarının heykelleri çocukların çok ilgisini çekiyor.
Masal kahramanlarının yanı sıra bota binebileceğiniz büyük bir havuz, çeşitli hayvan figürlerinde park üniteleri ve kocaman da bir lunapark mevcut. Alanda yeme içme için çeşitli alternatifler var ve bunlar bile masal konseptinde tasarlanmış. Yel Değirmeni, Nuh’un Gemisi, Dinozor şeklinde binalarda hizmet veren 3 kafe, mantar ve korsan gemisi şeklinde 2 restoran, küçük mantar evlerde 3 büfe yer alıyor.
Ayrıca parkın üst kısmında piknik yapmak için masa ve sandalyelerde mevcut fakat haftasonları çok kalabalık olduğundan buraların erkenden dolduğunu tahmin ediyorum. Parka bizim yaptığımız gibi sabah erkenden gelmekte fayda var zira öğleden sonra çok kalabalıklaşmaya başlıyor. Sabah gelince girişte soldaki ilk cafede çok güzel açık büfe kahvaltı var, çeşit bol ve fiyatları da makul.

Güzel bir kahvaltıdan sonra çocukları parkta gezdirmeye başlayabilirsiniz, bütün gün gezseniz sıkılmayacakları kadar geniş bir alana yayılı. Artık çocuğunuz seçsin dev bir köpeğin ağzındaki kemiklerde mi sallanmak ister yoksa kocaman dinozorun ağzının içinden kaymak mı. Bizimkiler uzun süre aynı oyuncaklarda oynadılar biz çimenlere yayıldık anne babalar olarak. Öğlen çok güneş çıkınca kendimizi kafelere atıp soluklandık, birşeyler içtik.

Ortadaki kocaman havuzda botlara binmeyi ihmal etmedik. Parkın sağ tarafı park üniteleri ve kafelerle dolu, sol taraf ise lunapark fakat biz Mart ayında gittiğimizde lunapark henüz açılmamıştı, yazın sezonda burası da açılıyordur.
Bu parkı geçen sene keşfettiğimizde devam eden bir inşaat vardı ve bu yıl bitmiştir diye düşünmüştüm ama bu yıl gene devam eden bir inşaat söz konusu sanırım bir genişletme çalışması yapıyorlar. Park yeri sorunu yok, geniş bir otoparkı var, giriş 2 tl, parka yaya olarak giriş ücretsiz.
Parkın hemen önünde bir vapur iskelesi var, biz kullanmadık ama karşı kıyılara geçip geziye devam edilebilir. 2 yıldır günübirlik Sapanca, Maşukiye gezisi yapan acentalar burayı da turlarına bir durak olarak eklemeye başladılar. Ama küçük çocuğunuz varsa bir gününüzü sadece bu parka ayırmanızı tavsiye ederim, çocuğunuzu bütün gün oyalayacak kadar geniş bir alan ve eminim harika bir gün geçirecektir.
Harikalar Sahili Derince ilçesinde, İstanbul’dan giderken otobandan körfez çıkışından çıkıp , ankara istikametine 3-4 km. Kadar gidip, sağa sahil tarafına dönüp tabelaları takip ederek ulaşabilirsiniz..

6 Mart 2014 Perşembe

Soğukçeşme Sokağı - Sultanahmet

 
Sultanahmet İstanbul'a gelen her turistin mutlaka gittiği ama bizim İstanbullular olarak çok da kıymetini bilmediğimiz bir semt. Eski İstanbul'un bir çok tarihi eserini içinde barındıran harika bir semttir aslında, anadolu yakasında oturduğumuz için çok fazla yolumuz düşmüyor ama her gittiğimde severek gezdiğim bir semt.

 
Sultanahmete çocuklarla gittik, ortam çocuklar için de güzel.. Ortada kocaman bir havuz, meydan var bir kere rahatlıkla koşabilirler. Her tarafta turistler, insanlar var.. Bizimkilerde bir süre havuzu izlediler..
 
Daha sonra Ayasofya'yı gezdik..
http://www.cocuklugeziler.com/2014/02/ayasofya-muzesi-sultanahmet.html
Oradan çıkıp yürüyerek İstanbul Arkeoloji Müzesine ulaştık, hemen Gülhane'nin karşısında zaten 1 durak rahatlıkla yürüyebilirsiniz..
http://www.cocuklugeziler.com/2014/02/cocukla-istanbul-arkeoloji-muzesini.html

Müze çıkışı bizimkiler acıkınca karnımızı doyurduk. Sultanahmet turist dolu olduğu için restoranlar maalesef çok pahalı.. Herşey turist fiyatında, bu kadar pahalı olmak zorunda mı tartışılır bence..
 
Yemekten sonra bu sefer yürüyerek Soğukçeşme Sokağına gittik. Burası İstanbul'un en iyi restore edilmiş evlerinden bazılarını barındıran harika bir sokak.
Bu sokak Çelik Gülersoy ve kurucusu olduğu vakıf Turing sayesinde bu kadar iyi korunup, restore edilmiş. Kendisinin girişimiyle bu sokaktaki evlerin pek çoğu restore edilmiş, sonrasında Turing vakfı tarafından işletilen pek çok bina da var burada.. Burayı gezen turistlerin çok hoşuna gittiğine eminim, ben her gelişimde hayran kalırım bu sokağa..
Sultanahmet'te daha gezecek çok yer var; Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Sultanahmet Camii, Alman Çeşmesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk, Gülhane Parkı..

İşte Sultanahmet'te bir öğleden sonra böyle geçti, çocuklar da çok hoşlandı bu geziden, arada bir yürümekten şikayetçi oldular ama genel olarak hallerinden memnulardı.. Sizde bir gününüzü Sultanahmete ayırarak, çocuklarınızla güzel bir tarihi gün geçirebilirsiniz..

3 Mart 2014 Pazartesi

Göztepe 60.Yıl Parkı

Göztepe Parkı'nı, kurulmuş olduğu alan cami olacak tartışmalarıyla basında uzun süre duymuş olabilirsiniz.

Bağdat Caddesi Göztepe ışıkların solunda oldukça geniş bir alana Kadıköy Belediyesi harika bir park yaptı. Kadıköy’de yaşadığımız için çok şanslıyız evimizin çevresinde bol miktarda park var fakat bu park diğerlerinden oldukça farklı.



Parkın tamamı çiçeklerle kaplı ve harika manzaralar yaratıyor. Çocuk oyun alanlarında diğer parklarda olmayan değişik oyuncaklar var. Bu da bu parkı yeterince değişik kılıyor ve oğlum artık sürekli bu büyük parka gelmek istiyor. Parkın içinde 2 ayrı çocuk oyun grubu var. Çocuklar dev tahta geminin içinde korsancılık oynuyor, trombolinlerde zıplıyor, dev salıncakta 5-6 çocuk birlikte sallanabiliyor. Kaydıraklar arasında kurulmuş mini boğaz köprüsünden geçiyorlar, uzun bir ipe takılı dev kaydıraktan kayıyorlar. Klasik oyuncaklar yerine değişik oyun ve oyuncaklarla donatılmış park.
Çocuk oyun alanı yanı sıra bir bölümde spor aletleri mevcut, isteyen yürüyüş yapıyor, isteyen spor yapıyor. İspark’ın açtığı 1 TL ya da akbille girilen tuvaletler çok temiz. Parkın ortasında kocaman bir su gösteri alanı da var, etrafı banklarla çevrili ve fıskiyelerden çeşit çeşit ışıklı su oyunları seyredebiliyorsunuz akşamları.


Gene parkın ortalarında çiçeklerin arasında 2 tane kocaman akvaryum var, her gidişimizde içlerindeki turuncu balıkları seyrediyoruz.
Parkın içinde oturup dinlenmek için bol miktarda bank mevcut fakat masa yok zira yemek yemek yasak, halkın bu güzel yeşil alanı piknik yeri olarak kullanmasını istemiyor belediye ki bence haklı, ancak böyle bir önlemle temiz ve bakımlı kalabilir bu güzel park.


Parkın hemen solunda Spor A.Ş.’nin Gülbahçe Spor Tesisleri var, burada halı saha ve tenis kortları var. Spor A.Ş.’nin bu hizmetlerinin fiyatları da oldukça makul, tenis kortunu da halı sahayı da saatlik kiralamak mümkün.
Parkın en etkileyici kısmı şüphesiz birbirinden güzel, renkli çiçekleri. Bu çiçeklere ve peyzaja hayran kalmamak mümkün değil. Çiçekleri çok beğenenler için parkın girişinde bir çiçek satış standı mevcut.

Ülkemizde maalesef bu büyüklükte alanlar her zaman ranta kurban gidiyor bu açıdan bu kadar geniş bir alanın halen yeşil alan olarak kalması, park olarak korunması çok anlamlı. Gezi parkı olaylarının yeni yaşandığı bu günlerde insan bu tür parkların önemini daha iyi anlıyor. Çocuklar gönlünce koşup oynarken, bizlerin nefes alabileceği bu tür alanlar azalacağına artmalı. Artmalı yoksa bizden sonraki nesillere ancak betonarme binalar bırakacağız. Çocuklarımızın AVM’ye ihtiyacı yok inanın onlar parklarda, çimenlerde, yeşilliklerde çok mutlu. Kadıköy Belediyesi burayı park olarak tutabilmek için çok mücadele verdi, şu anda mücadelelerine değecek güzellikte harika bir park yapmışlar. Çok para ve emek harcandığı her halinden belli olan bu parkı mutlaka gezmenizi tavsiye ederim.