25 Aralık 2013 Çarşamba

Burgazada

 
Burgazada, bir vapur mesafesi kadar yakın, Bostancıdan 45 dakikada istanbul'dan uzaklaşıp bu güzel adanın sokaklarında dolaşmaya başlayabilirsiniz. Bize alışkanlık olmuş adaya gidelim deyince hep aklımıza büyük ada geliyor ve devamlı oraya gidiyoruz, bu sefer değişiklik yapalım hadi hiç gitmediğimiz bir adaya gidelim dedik.


İskelede motordan iner inmez hemen karşımıza gelen ilk sokaktan yukarı doğru çıkıp sokakları arşınlamaya başladık. Tarih 28.Ekim olmasına ragmen hava güneşliydi, hem sonbahar gelmiş yapraklar dökülmüş hemde güneş bizi ısıtmaya devam ediyordu, kısaca tam gezme havasıydı.

 
Ada sokakları birbirinden güzel evler, harika çiçekler ve yerlere dökülmüş yapraklarla doluydu. Yaz bitince evlerin bazıları boşalmıştı fakat adada yaz kış yaşayan bir kesim halen evlerindeydi. Köşkler, güzel birkaç kilise, camiiyi fotoğrafladım..
 
 
Burgazada demek aynı zamanda Sait Faik Abasıyanık demek, zamanında burada yaşamış ve hikayelerinin çoğunda ada sokaklarını konu etmiş bu yazarın benim için anlamı ayrıca çok büyük. Türk hikayeciliğinin önde gelen isimlerinden olan Sait Faik hiç evlenmemiş ve çocuğu olmamıştır ama biz tüm Darüşşafaka Lisesi mezunları onun çocukları sayılırız. Çünkü kendisi eserlerinin telif haklarını ve tüm mal varlığını Darüşşafaka'ya bağışlamıştır. Her satılan Sait Faik eseri bizim eğitimimize katkı sağlamıştır, kendisine edebi olarak hayran olmanın yanı sıra ayrıca bağışlarından dolayı da minnettar olan binlerce darüşşafakalıdan biriyim. Cemiyetimiz ünlü yazarın hayatının son yıllarını geçirdiği adadaki köşkünü restore ederek Mayıs 2013te Sait Faik Abasıyanık müzesi olarak halka açtı. Yazarın kişisel eşyalarınında sergilendiği müze Pazartesi ve Salı günleri kapalı olduğu için biz maalesef gezemedik ama sizin yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.
 
 
Biz ada sokaklarını arşınlarken öğlen oldu ve karınlarımız acıkmaya başladı. İskelenin solunda dizilmiş birbirinden güzel balıkçılardan birinde yemek yiyebilirsiniz. Özellikle Barba Yani çok meşhur. Bizde balıkçılardan birinde güzel bir yemek yedik. Bizim minikler kendilerini doyurmadan once masadaki tüm ekmeklerle martıları doyurdular.
 
 
Gezide yanımızda iki tane 4 yaş insanı olduğu için onları da memnun etmeye çalıştık. Adada faytonların park edildiği yerin hemen yanında park var, biraz parkta oynadılar, sonra sokaklarda birlikte gezip çalı topladılar, restoranın bahçesindeki köpeği sahiplenip ona Efe adını verdiler :)
 
 
Adaya gelip de faytona , bisiklete binmeden olmaz, yemekten sonra spor olsun diye minikleri arkaya atıp bisiklete bindi poyraz teyzesiyle, Onur annesiyle. Faytona sırf çocuklar çok istedi diye binip mini bir tur attık, zira zaten sokakları kendimiz gezmiştik. Aslında ada oldukça büyük, Kalpazankayaya gidemedik mesela çünkü bizim minik adamların yürüme kapasitesi bir yerde bitiyor ve kucak diye tutturmaya başlıyorlar.
 
 
Derken akşam oldu bile, bir günde bol bol gezip, eğlendik, güzel yemekler yedik ve çocukları eğlendirdik, bir tatil günü için oldukça güzel bir program oldu. Akşam motorla geri dönerken güneş batmak üzereydi ve harika bir manzarayla adayı arkamızda bıraktık..
 

1 yorum:

  1. Adalara gitmeyeli uzun zaman oldu :) belki 3 belki 4 sene önce gitmiştim en son!
    çocuklarla adalar a gitmeyi bir kez aklımdan geçirdim lakin o an vazgeçtim bebek arabasıyla cesaret edemedim ama Adalar'ı özledim hakikaten :)
    sevgiler

    YanıtlaSil