17 Eylül 2013 Salı

Çocukla Bozcaada Gezisi-3 , Bozcaada'nın Lezzetleri


 
Ada dört bir yanındaki üzüm bağlarından da anlaşılacağı üzere şaraplarıyla meşhur. Bizim kaldığımız otelin çevresinde de bağlar vardı, Poyraz’la gezip üzümlere baktık, bir salkım koparıp yıkayıp yedik. Üzümlerin renkleri de tatları da harikaydı. Adadaki belli başlı üreticiler Corvus – ki sanırım İstanbul’a da satış yapıyorlarmış-, Gülerada, Vasilakis, Talay, Çamlıbağ. Ben Talay ve Çamlıbağ’ın mağazalarında şarap tadıp değişik çeşitlerini aldım. Corvus’unda şarağlarını tattım ama beğendiklerim biraz pahalıydı ama genel olarak adada şarapların fiyatları gayet uygun diyebilirim.
 
Şaraplarından sonra adadaki en meşhur 2.şey sanırım reçelleri özellikle de domates reçeli. İlk duyduğumda ıyy domatesten reçel mi olur demiştim ama oteldeki kahvaltıda tattıktan sonra çok çok beğendim ve hem kendimize hem hediye olarak domates reçeli alıp getirdim İstanbul’a. Zaten İstanbul’da hiç görmemiştim domates reçeli sanırım sadece adada satılıyor. Birçok mağazada domates reçeli var birde ara sokaklarda ev yapımı reçeller satıyor teyzeler. 
 
Gene adaya gitmişken mutlaka alınması gereken şey tabii ki üzümler. Kocaman kocaman hem yeşil hem siyah üzümler kasayla satılıyor. Hemen kalenin önünde kooperatifin satış alanı var oradan sadece kasayla satış yapıyorlar ama diğer tezgahlardan kiloyla da alabilirsiniz. Biz buradan aldığımız harika üzümleri Bolu’da Gölcük gölünün kenarında afiyetle yedik.
 
Benim hayatımda ilk defa yediğim bir diğer güzel lezzet de kabak çiçeği dolması. İstanbul’da da olan bir şey tabii ki ama ben ilk defa burada Asmalı Meyhane’de yedim ve çok beğendim. Kabak çiçeklerini köylü kadınlar her sabah toplayıp taze taze getiriyormuş, önce ben bir porsiyonu yiyemem demiştim ama hiç öyle olmadı :)
 
Adaya gelmeden önce nerede yemek yesek diye biraz araştırmıştım ve en çok tavsiye edilen yerlerden biride Asmalı Meyhaneydi gerçekten söylendiği kadar var, her şey çok lezzetli.  Biz burada öğle yemeği yedik ama akşam yemeği içinde harika bir atmosferi var, gece önünden geçtiğimizde hep doluydu.
 
Adanın en çok methedilen restoranlarından biride Lodos, buranın karadut reçeliyle servis edilen damla sakızlı muhallebisini bir yiyen bir daha yiyormuş diye okumuştum.  Adadaki 4 günümüz boyunca hep o kadar çok yedik ki tatlıya yer kalmadı ama bunu yemeden dönülmez diye gemiye binmeden önce oğlumla gidip bu harika tatlıdan yedik, iyi ki de yemişiz gerçekten çok lezzetliydi.
 
Biz yemek yemedik ama yiyenlerin çok beğendiği bir diğer restoran ise Bakkal. Dışarıdan ve içeriden atmosferine, dekoruna bayıldım. Biz akşam yemeklerimizi otelde yediğimiz için buraya fırsat kalmadı ama bir dahaki gelişimiz için aklıma yazdım. Burada aynı zamanda adada bulunmayacak birçok gıda ürünü de satılıyor.
 
Genel olarak ada yeme içmenin pahalı olduğunu söyleyebilirim, restoranlarda iki kişilik düzgün bir akşam yemeği için minimum 100 TL’yi gözden çıkarmalısınız. Diğer ege kasabalarında yemek içmek bu kadar pahalı değil ama adanın genel olarak biraz pahalı olduğunu düşündüm ben. Adanın bir diğer meşhur lezzeti damla sakızlı kurabiyeleri ve yıllardır bunları yapan Çiçek Fırın. Merkezde Çiçek fırının taklitleri varmış ama aslı içerlerde saat kulesinin bir paralel sokağında. Dükkanda çeşit çeşit ağız sulandıran kurabiyeler mevcut, bizde yolluk olarak almayı ihmal etmedik ve Poyraz hepsini afiyetle yedi.
 

Merkezde bol miktarda takı, hediyelik eşya satan tezgah mevcut ve bunların yanında yiyecek satan tezgahlarda var. En çok satılan şeyler reçeller, baharatlar (ki ben dağ kekiği aldım bol bol), zeytin ve zeytinyağları. Hepsinden biraz aldım ve eve döndüğümüzde hepsini de çok beğendik. Adada günlerce kalsanız yemek yiyecek harika yerler bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder