1 Ağustos 2013 Perşembe

Çocukla Çeşme Tatili-1

 
Çeşme bizim en sevdiğimiz tatil yörelerinden biri, Poyraz’dan önce tüm tatillerimizin sonunda 2-3 günlüğüne bile olsa Çeşme’ye uğrardık. Poyraz’ın hayatımıza girişinden sonra ilk 2 sene Marmara bölgesinden uzaklaşamadık zira araba yolculuğunu sevmeyen sürekli ağlayıp hayatı bize zindan eden bir çocuktu bu yüzden hamilelik dahil 3 sene üst üst Çeşme’ye gidemedik. Geçen yaz şeytanın bacağını kırıp gece yolculuğu yapmayı göze alarak Çeşme’ye gittik ve ramazan bayramını orada geçirdik. Aslında tatilimize Bodrum’da başlamıştık ama Bodrum’da klasik herşey dahil bir otelde kaldık , ki benim de eşimin de tatil anlayışına çok ters bir konsept sırf çocukla rahat etmek için gittik ve Bodrum’dan çıkınca çok özlediğimiz Çeşme’ye kırdık rotayı.
Poyraz’dan önceki tatil anlayışımız arabaya atlayıp 10 gün 15 gün tüm kıyı şeridini gezerek beğendiğimiz yerde kalıp beğenmediğimiz yerde devam etmek şeklindeydi bu nedenle birçok sahilden denize girmişizdir ve bence Türkiye’nin tartışmasız en güzel sahillerinden biri Çeşme. Hele çocukla denize girmek için süper ideal bir kere içi komple kum ve sığ, plajları gerçekten pırlanta gibi, harika bir denizi var. Tek dezavantajı bence soğuk oluşu eğer çocuğunuz soğuk deniz sevmezse biraz zorlanabilirsiniz ama bizim oğlanın öyle bir derdi olmadığından hiç sorun yaşamadık. Zaten Ege denizi genel olarak biraz daha soğuk Asos ve Bozcaada’da çok soğuk denizler örneğin.
 
Çeşme’yi plajlarından dolayı çok seviyoruz tamam ama Çeşme’de tesis problemi var. Yani Bodrum veya diğer beldeler kadar popüler olmadığından çok fazla da tesisi yok. En popüler tesislerinden biri Pırıl Otel o da çok eski. Ilıca sahilinde Shareton var ama inanılmaz pahalı. Son yıllarda yeni yeni oteller açılmaya başlandı. Fakat hem merkezi hem ilçeleri pansiyon ve küçük motel dolu. Bizde genelde hep merkezde kalıp her gün değişik bir plaja giderek yapıyoruz tatilimizi.

1.gün ilk tercihimiz Altınkum plajı gerçekten adını hak eden harika bir kumu ve tertemiz bir denizi var. Bu plaja daha önce de gelmiştik, ilk defa Poyraz’la geldik ve tekrar bayıldık. Su çok sığ olduğundan yüzmesi biraz zor ama çocuklar için tam bir cennet, kolluğa bile gerek olmadan rahatça suyun içinde oynayabilir. Bu fotolara baktıkça buraların Maldivlerden ne eksiği var diyorum J pansiyonumuz oda kahvaltı olduğundan akşam yemeklerini çeşme merkezde yedik, ilk akşam herkesin öve öve bitiremediği Topçu’ya gittik , gerçekten övgüyü hak ediyor, harika bir yer, Poyraz bile severek yedi ki biz normalde çok et yiyen bir aile değiliz. Buraya bir akşam mutlaka gelinmeli tatil süresince. Her akşam olmaz zira biraz tuzlu.
 
2.gün çok sevdiğimiz Alaçatı’ya gittik, son yıllarda oldukça popüler olmuş bir yer. Çok şık ve pahalı butik otelleri, lüks restoran ve cafeleri var. Sokaklarında gezmek bile ayrı bir keyif, kafalerinde akşama kadar boş boş oturup dinlenebiliriz. Alaçatı apayrı bir yazının konusu zaten fakat bu sefer hayal kırıklığına uğradık biraz zira halk plajını kapatmışlar. Babaylon Otel’in hemen solunda senelerdir şezlong kiralayıp denize girdiğimiz halk plajının yerinde yeller esiyordu böylece Alaçatı’da halkın denize girebileceği plaj kalmamış illa bir beach cluba girip para vermek gerekli. Alaçatı zaten inanılmaz rüzgarlı bu açıdan çocukla denize girmek zaten zor, buraya sadece farklı atmosferini solumak, sokaklarında dolaşmak için gelebilirsiniz. Gecesi de ayrı güzel ama çok kalabalık, geceleri iğne atsan yere düşmüyor ve dolaşması biraz zahmetli oluyor hele de bebek arabasıyla.
 
Alaçatıda denize girmekten vazgeçince rotayı Ildırı’ya çevirdik. Normalde çok fazla tv izlemiyorum ama izlediğim nadir dizilerden biri Fatmagül’ün Suçu Ne burada çekiliyor özellikle o giriş sahnesinde denizin ortasında minik bir adacık ve üzerinde tek bir ağaç olan bir görüntü vardır işte orayı merak ediyordum ve gördüm işte aşağıda..
 
Bu gezimizde bir ilke imza atarak Poyraz’la İLK antik kent gezimizi de yapmış olduk. Eritrai Antik kentini gezdik birlikte. (Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağını kırmızı renginden dolayı Erythra’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır.) . Ildırı küçük bir yerleşim , çekimlerin yapıldığı yerler içerlerdeymiş biz güzel manzarası olan bir cafede oturup dinlenmeyi tercih ettik, hava da oldukça sıcak olduğundan gündüz gezmek epey zor oluyor bu tür yerleri.

 

3.gün Ilıca’ya gittik, burası da çok sevdiğim başka bir yer. Shareton ve çevresinde lüks yazlıklar var, denizi diğer yerlere göre daha sıcak, oldukça dalgalı ama güzel. Plajda 30 tl.ye şezlong, şemsiye kiralayabiliyorsunuz, bol miktarda kumrucu var, öğlen akşam kumru yiyebilirsiniz. Burada kaplıcalarda varmış ama ben görmedim ve kullanmadım. Ilıca’nın içinde de pansiyonlar var bol miktarda.
 
Bu tatilimiz çok kısaydı ama daha önceki yıllarda Pırlanta Plajından, Kızlar Plajından da denize girdik hepsi çok güzeldi. Aya Yorgi koyuna gitmeye çalışıp gidemedik zira orayı da özel işletmeler kaplamış, normal halk olarak gitmek imkansız hale gelmiş.  Biz akşamları genelde merkezde yemek yedik, her türlü yiyecek alternatifi mevcut, biz ev yemeklerini güzel yapan İmren restoranı tercih ettik genelde. Bol bol sakızlı dondurma yedik. Akşamları Poyraz’ı lunaparka götürdük. Kısaca çocuklu bir aile için oldukça ideal bir tatil beldesi bence Çeşme.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder