21 Mayıs 2013 Salı

Maçka Parkı, Beşiktaş

 
Anadolu yakasında oturduğumuz için karşıdaki parklara pek sık gitmiyoruz , karşıya geçmişsek mutlaka bir planımız oluyor ve bu da parka gitmek olmuyor :) Bu sefer tek amacımız gerçekten parka gitmek olarak çıktık evden. Sabah erken saatlerde Maçka parkına ulaştık, çay bahçesinde kahvaltımızı ettik. Benim asıl niyetim Poyraz’la teleferiğe binmekti. Fakat gecenin bir vakti kapkaranlık evde hiç korkmadan dolaşan oğlum teleferikten korkunca planlarım suya düştü.  Teleferiğe baktı, baktı, inceledi ve uçan tren mi olur dedi :) Mantıklı aslında uçan tren olmaz dimi :) Binmek istemedi küçük bey, bir süre izledi teleferiklerin gidip gelişini babasıyla birlikte.

Gençliğimde okula gidip gelirken devamlı Beşiktaş’tan geçerken bu parkı  ve uzaktan havuzu görürdüm ama hiç gelip içinde oturmuşluğum yoktur. Bu gittiğimizde inşaat vardı parkın içinde birşeyler yapıyorlar ne olduğunu anlamadım ama bitince tekrar gitmek lazım. Biz kuzuyla biraz yeşilliklerde yürüyüş yaptık, havuzun kenarında oynadık.


Havuzun hemen ilerisinde ise çocuk parkı var, Poyraz orayı görünce hemen kendini parka attı. Çocuklardaki bu bitmek bilmeyen park aşkını bir bilen bana anlatsın allah aşkına , hergün gitse gene doymuyor gene doymuyor :) Babasıyla parkta baya bir eğlendi bizim kuzu, bende oturup keyfime baktım.


Maçka şehrin o bölgesinde yeşil kalmış nadir alanlardan. Umarım hep öyle kalır zira etraf bina dolu insanların nefes alacakları bir avuç yeşillik kalmış. Çay bahçeleri biraz bakımsız geldi bana, daha düzgün işletmeler olsa fena olmazmış. Genede bu manzaraya karşı oturup kahve içmenin keyfi güzeldi.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Cansu Alabalık, Maşukiye


Kurban bayramında kuzenim ve kızı bize sürpriz yapıp Almanya’dan tatile geldiler, bizde onları gezdirmek için değişik yerlere götürdük. Bunlardan biride ne zamandır methini duyduğum Maşukiye’deki Cansu Alabalıktı. 5 büyük, 3 çocuk minicik bir arabaya doluşup yola çıktık. Yol 2 saate yakın sürdü bu esnada hepimiz acıktık, çocuklar biraz mızırdandı ama gittiğimiz yer bu yola değer bir yer çıktı. Bahçesi harika, masalar bahçeye atılmış. Şansımıza havada çok güzeldi , yolda hepimiz çok acıkmıştık ve kendimizi yemeğe vurduk J Kahvaltısını ben çok beğendim -ki mekan kahvaltısıyla meşhur zaten- kişi başı 25 tl.ye tıka basa karnınızı doyurabilirsiniz. 
 
 
Cansu Alabalık aynı zamanda bir konaklama tesisi , çok şirin minik evler yapmışlar. Evlere bayıldım aynı masallardaki minik evlere benziyorlar.Bütün evlerin önünde masa ,sandalye ve birer hamak mevcut. Burada çok güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz. Yeşillikler içinde hamakta sallanıp uyuyabilir yada kitap okuyabilirsiniz. Yada yanınızda miniğiniz varsa sırayla o sizi sallar siz onu sallarsınız :)
Evlerin hemen önünde minik bir süs havuzu, arka tarafta ise minik bir sahne var. Evlerin başlangıcında ise bir salon yapmışlar, burada soba yakılıyormuş kışın , sıcak bir ortamda çay kahve içebiliyormuş misafirler. Fiyatları da uygundu, bir sonraki kış tatili için ben kafama yazdım burayı.
 
Cansu alabalık oldukça geniş bir alana yayılmış. Restoranın arka tarafında birçok aktivitenin yapıldığı kısım var. Bizim miniklerin en çok sevdiği at binme kısmı oldu. Poyraz’da hayatında ilk defa ata binmiş oldu. Ve ben bu yazıyı yazarken olayın üstünden 2 ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ bindiği atı ve atın adının çapkın olduğunu hatırlıyor ve gene gidelim diyor :)

Ayrıca çocuk parkı, alabalık havuzu , çocukların koşturması için bol bol yeşil alan mevcut ortamda. Bütün bir gün rahatlıkla ve sıkılmadan geçirecek kadar hoş ortam bizim günün devamında başka bir planımız olduğundan erken ayrıldık ama gelip tüm gün vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca restoranın kapalı bölümü de mevcut yani yolu göze alıyorsanız kışın bile gelinebilir.
 

12 Mayıs 2013 Pazar

Mekan Önerisi : Anadolu Kavağı


 
Doğma büyüme İstanbullu ve gezmeyi çok seven bir insan olmama rağmen hayatımda ilk defa gittim bu semte. Ne kadar güzel bir semtmiş oysa ki. Küçük balıkçı kasabalarını anımsattı bana özellikle merkezi , hediyelik eşya satan minik dükkanları ve balık restoranlarıyla.
 
Anadolu Kavağına giderken yol çok güzel, manzara harika. İstanbul’un bu ucuna hiç yolumuz düşmediğinden daha önce görmemiştim bu güzellikleri. Yol üzerinde çevre köylerden getirdikleri ürünleri satan tezgahlar kurmuşlar. Poyraz uyurken orada oturup bir güzel gözleme yedik ve alışveriş yaptık. Tezgahta meyve, sebze, reçeller, bal, tarhana, fındık, ceviz yok yoktu doğrusu , Poyraz’ın seveceğişeylerden azar azar aldım yoksa kaptırıyordum kendimi .
 

Yol üzerinde manzara o kadar güzeldi ki arabayı durdurup manzarayı seyrettik ve bol bol foto çektik.
 
Sahili tipik bir boğaz semti sahili, parkları, balık tutanları, mangal yapanları hepsi mevcut. Ama merkezi diğer semtlerden farklı geldi bana. İstabul'un en uç noktasındayız gibi hissettim gidince. Sahilinde çok güzel balık restoranları var bir gün mutlaka balık yemeye gelmek lazım ama mümkünse çocuksuz..

7 Mayıs 2013 Salı

Gölcük Gölü, Bolu


Bolu merkezine göre güney yönde ve 16 km uzaklıktadır.
Bolu içinden 15 km’lik asfalt yolla çıkılabilen Gölcük, Abant Gölü’nün doğal yapısını andırıyor. Ama Abant’tan daha küçük. Denizden yüksekliği ise 1250 metre.

Çevresi sık çam ormanıyla kaplı Gölcük, hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Ankara’dan, İstanbul’dan günübirlik gelinebilir. Sabah erken yola çıkıp 2.5 saatte Gölcük’e ulaşmak mümkün.
 
30.Ağustos tatilini fırsat bilip gittiğimiz Bolu tatilimizde keşfettik bu gölü ve bayıldık. Abant gölüne daha önce çok gittiğimiz için değişiklik olsun dedi ve gittiğimize değecek kadar güzel bir yerle karşılaştık. Bir kere minik bir göl ve çevresi rahatlıkla yürüyerek gezilebiliyor yani yürüyüş yapmak için ideal. Manzarası harika bankta oturup saatlerce seyredebilir insan.


Burası çevreden gelenler tarafından mesire yeri olarakda kullanılıyor, tahta banklar var ve insanlar piknik yapıyor. Yemek yemek için bir restoranda mevcut. Bizde banklarda oturup mini piknik yaptık. Bozcaada’dan aldığımız üzümleri Gölcük gölü kenarında yedik :)

Daha sonra gölün etrafında yürüyüşe çıktık, oğlumla bol bol foto çektirdik. Manzara çok güzel olunca insan her yeri fotoğraflamak istiyor.


Gölün kenarında minik bir tren var, binip gölün etrafını gezebiliyorsun. Kartpostallarda görünen o meşhur evin önünden geçtik bir kaç kez trenle yanında inekler otluyordu çok hoş bir manzarası olan harika bir ev ama ne işe yaradığını çözemedim, orman bakanlığının sanırım. Gölün kenarında mini bir park var, Poyraz’la orayı keşfettik ve bol bol oynadık.


Gölde deniz bisikletine biniliyor, önce ben biraz tırstım ama sonra oraya kadar gitmişken binelim dedik. Can yeleklerini giyince durumun ciddiyetini anlayan Poyraz pek yaramazlık yapmadı biraz benim biraz babasının kucağında takıldı ve çok hoşuna gitti bu iş. 

Bolu’ya gelenlerin mutlaka gelip burada bir gün geçirmesini tavsiye ederim, çok çok güzel bir doğa harikası. Çevresinde balık tutabilir, piknik yapabilir, deniz bisikletine binebilir, harika bir gün geçirebilirsiniz