17 Nisan 2013 Çarşamba

Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Saray’ın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır.

Doğma büyüme İstanbullu biri olarak bu güzel saraya bu yaşımda ilk kez gidiyor olmanın utancı içindeyim. Sadece bahçesi bile o kadar güzel ki defalarca daha gitmeyi düşünüyorum. Zaten sarayı gezmeden sadece bahçesindeki cafede kahvaltı, çay-kahve, yemek için gidenler varmış. Girişte bahçeye girmek için 1 TL verip café bölümüne girebiliyorsunuz. Bizde öyle yaptık ve muhteşem boğaz manzarasında gayet makul bir fiyata kahvaltı ettik. Kahvaltı tabağı çok zengin olmamakla birlikte benim için yeterliydi.
 
Cafenin bahçe kısmı çok güzel hem yemek hem çay-kahve içmek için gelebilirsiniz ama asıl ben cafenin kapalı kısmınıda çok beğendim. Biz gittiğimizde hava güzel olduğu için bahçede oturduk ama bu tamamı camla kaplı bölümün kar yağınca harika olacağını düşünüyorum ve kışın kesin tekrar gideceğiz buraya kahvaltıya.
 
Karnımızı doyurduktan sonra uzun sure sarayın bahçesinde vakit geçirdik, konumu harika çok çok güzel bir manzaraya sahip ve bahçeside çok bakımlı ve güzel. Bahçesindeki çiçeklerin, ağaçların hepsi çok güzel. Poyraz bile ortamı çok sevdi, çiçekleri, minik heykelleri hepsini tek tek inceledi.

Kahvaltıdan sonra kahve keyfimizide bahçede yaptık, Poyraz bu esnada etrafta bol bol koşup oynadı, eğlendi.
 
Sarayın kapıları bir harika, sarayın boğazla arasında bir duvar var bu sanırım sarayı düşmanlardan korumak için yapılmış ve kocaman kapılar var. Biz once kapılar kapalı sandık , fakat Poyraz uzun uğraşlar sonucunda kapıyı açmayı başardı :) Kapıdan çıkınca tam boğazın kenarındasın harika ötesi bir manzara. Çıkıp dışarda oynadık biraz , bir yandan da korkutucu boğazın serin sularına bir adım mesafede olmak.
 

Poyraz’ın kapıyı açacağı aklımın ucundan geçmediğinden kapı kapalıyken Boğaz’ın fotosunu çekme çabalarım :)
 
Bahçede yeterince vakit geçirdikten sonra bir çılgınlık yapıp sarayı Poyraz’la birlikte gezmeye karar verdim. 10 TL. Verip biletimi aldım. Sarayı bireysel olarak gezmek yasak, mutlaka rehberle gezmek gerekiyor. 10 dk.da bir hem türkçe hem ingilizce rehberli gruplar çıkıyor bizde gruba katıldık. Önce Poyraz durmaz diye düşünmüştüm en fazla yarıda grubu bırakır dönerim diye düşündüm ama oğlum beni yanılttı. Bütün sarayı grupla birlikte gayet güzel gezdi, herşeyi inceledi, dinledi, çok çok az yaramazlık yaptı ki o kadar da olur yani J vay be dedim oğlum büyümüş sanırım 3 yaşında benimle saray gezebilir hale gelmiş minik adam.
 
Sizede bir gününüzü ayırıp İstanbul’un bu köşede kalmış güzelliğini görmenizi tavsiye ederim, pişman olmazsınız. İstanbul’da yaşıyoruz güzelliklerinden mahrum kalmayalım.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder