28 Ocak 2013 Pazartesi

2 miniğe YAPA Çekmeköy'den Atölye hediye ediyoruz...

YAPA yayınlarını severek takip ettiğim bir kurum. Çocukların gelişimine önem veren ve buna uygun yayınlar çıkaran başarılı bir girişim. İstanbul'un çeşitli semtlerinde YAPA Çocuk kulüpleri var burası klasik bir kreş anlayışından ziyade oyun grupları olarak hizmet veriyor. Ayrıca hafta sonları değişik atölyelerde düzenleniyor. Çocuklar atölye çalışmalarında hem eğleniyor hem öğreniyor.
Bu yazıya yorum bırakan iki şanslı miniğe YAPA Çekmeköy çocuk kulübünden iki güzel atölye hediye edeceğiz.
1.Hediyemiz 9.Şubat.2013 Saat 10-12 arası Minik Şeflerle Kurabiye Yapıyoruz atölyesi
2.Hediyemiz 16.Şubat.2013 Saat 10-12 arası Yaratıcı Eller Kil Hamuru ile Buzdolabı Süsü Yapıyor Atölyesi..
1.Şubat.2013 Saat 18.00'e kadar bu yazıya yorum bırakanlar arasından random.org sitesi ile yapacağım çekişle bu iki güzel atölye çalışmasını hediye edeceğim.
Bu güzel ve yaratıcı atölyeleri hediye eden YAPA Çekmeköy'e teşekkürler...

Mekan Önerisi : Ağaç Ev- Boğaziçi Üniversitesi

 
Genelde üniversite öğrencilerinin tercih ettiğini bir cafe ama halka da açık. Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesine gideceğimiz bir gün Emirgan’ın trafiğinden ve mekanların park yeri sorunlarından bıktığımız için kahvaltı etmek üzere burayı tercih ettik ve memnun kaldık.
 
Eminim mekan her zaman çok dolu oluyordur ama o gün bayram olduğundan oldukça tenhaydı biz, birkaç aile daha ve kahvaltımızı paylaşan kediler dışında kimse yoktu :) sanırım tüm öğrenciler bayram için evlerine gitmişti. Mekanın fiyatları çok çok uygun tam öğrenci işi diyebiliriz ama ortam güzel, yemeklerde güzel. 2,5 kişi ve bir sürü kedi güzel bir kahvaltı ettik ve 30 lira bile tutmadı.

 
Mekanın geniş bir çimenlik bahçesi var bu açıdan özellikle güzel havalarda çocuklarla gelmek için ideal. Gerçi öğrenciler ortalıkta koşturan çocuklardan ne kadar hoşlanır bilemem ama benim aklıma yeşil alan görünce direk top oynayan çocuklar geldi.

 
İçerisi de oldukça hoş, yemek fiyatları da çok uygun ve çeşit bol. Kışın yapacağımız SSM gezilerimizde de yemek yemek için burayı kullanmaya karar verdik. Mekandan çıkınca Emirgan çok yakın ayrıca Rumelihisarı’na da çok yakın. Buralara yakın olanlara tavsiye ederim.
Ulaşım ve iletişim bilgileri için http://www.agacevcafe.com/kurumsal.html

13 Ocak 2013 Pazar

Ailecek Bodrum..

Gençlik yıllarımda Bodrum’a çok gittim, daha sonra eşimle de gittik ama çocuklu olarak ilk Bodrum gezimiz oldu ve gerçekten değişik oldu. Zira daha önce çıkmadığım gece kulüplerine ancak dışardan bakmakla yetindim J

Herşey dahil otel konseptinde insan kendini rehavete öyle bir kaptırıyor ki yediğin önünde yemediğin arkanda şeklinde otelden çıkmaya üşeniyorsun. Biz tatilin son gecesi Bodrum’a indik Poyrazı arabasında uyutup gezdik dolaştık ama haliyle ancak cafelerde oturabiliyorsun bebek arabasıyla J

Oteldeki son günümüzde ise otelden öğlen çıkıp gene merkeze indik meşhur sebzeli dönerden yedik ve bir gece önce tadı damağımızda kalan Bitez Dondurmacısından dondurma yedik . Bodrum merkezi Poyraz’la gezdik, kaleye gittik, çarşıyı dolaştık kısa bir Bodrum gezisi oldu ve tadı damağımızda kaldı çocukla da ancak bu kadar gezilir deyip akşam 6 gibi Çeşme’ye gitmek üzere Bodrum’dan ayrıldık. Bu da ailecek ilk Bodrum gezimiz olarak tarihe geçsin.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Galata Kulesi

Galata Kulesi dünyanın en eski ve Galata'nın en önemli kulelerinden biri olup, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 507 yılında Fener Kulesi olarak ahşaptan inşa edilmiş.1348'te Cenevizlilerin idaresine geçen kule yığma taştan yeniden inşa edilmiş. 1453'te İstanbul'un fethiyle Osmanlı yönetimine geçmiş.
Güzel bir pazar günü dostlarımızla Taksim'de buluşup harika bir sokaktan yürüyerek kuleye geldik. Kulenin önünde kuyrukla karşılaştık, bir yandan sevindirici tabii ama bekleyenlerin çoğu turistti. Bizim kuzu beklerken fıstık yeyip, sağa sola takıldı.Yanımızda Poyraz'dan küçük bir bebek olduğundan ve arabasında uyuduğundan babalar aşağıda beklerken ben, arkadaşım Aslı ve Poyraz kuleye çıktık. Bir noktaya kadar asansörle çıkıp sadece son bir kat merdivenle çıkılıyor ama orası da çok dar bebek arabasıyla çıkmak zor olabilir. Yukarı çıktığımızda bizi harika bir manzara bekliyordu.


Ben kuleye daha öncede çıkmıştım ama Poyraz ilk defa çıktı ve çok hoşuna gitti. Pazar olduğu için çok kalabalıktı ve zaten dar bir alan olduğundan etrafın gezmek biraz zor ve açıkcası biraz korktum çocuğun eline yapıştım ama insan gene de o kadar yüksekte tırsıyor. Poyraz'ın çok hoşuna gitti ortam, değişik geldi sanırım.
Kulenin içi restorant olarak hizmet veriyor, kahvaltı, yemek, çay kahve servisi var. Bu kadar kalabalık olmayan bir günde gelip burada birşeyler içmek güzel olabilir. Ama biz çıktığımızda çok kalabalıktı ve rahat rahat gezemedik bile, biraz da yüksekten korktuğumdan (normalde korktuğumdan değil ama yanımda Poyraz olunca ve Poyraz çok hareketli olduğundan biraz korktum) çok fazla takılmadan indik aşağıda. Biraz da aşağıda fotoğraf çektik.
Kuleye giriş 6 TL. Rezervasyon yaptırıp kahvaltıya, akşam yemeğine de gelebilirsiniz. Turistler için geceleri eğlencede düzenleniyor. Kuleyle ilgili bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.galatatower.net/tarih.htm
Kulenin altında güzel cafeler var, ortamda güzel. Biz gene geldiğimi güzel sokaktan İstiklal Caddesine geri yürüdük. Tünelle kule arasındaki bu sokak bile başlı başına gezmeye değer.

8 Ocak 2013 Salı

Bebekle Kartepe'ye gidilir mi?

Bu kış kar ha yağdı ha yağacak diye beklemekle geçti ama bir türlü yağmadı Poyraz tam olarak anlayamayacak olsa da karla tanışmasını istiyordum. Mantar gibi biten fırsat sitelerinden birinden Kartepe gezisi satın aldık, ilk başta biraz tereddütlüydüm bebekle dağa çıkılır mı?, üşütüp hasta olur mu? Orada ne yapar vs. diye ama denemeden bilemeyiz mantığıyla aldım turu. Daha önce hayatımda uludağ dahil dağa gitmişliğim kayak yapmışlığım falan olmadığından uzun süre Poyraz’a ne giydireceğimi düşündüm. Internette bulduğum www.halens.com.tr adresinden çok güzel bir kar tulumu sipariş ettim fakat daha sonra sitenin ürünleri İsveç’ten ithal ettiğini çok uzun sürede teslim ettiğini öğrenip vazgeçtim sonunda CA’dan astronot mont aldım ve çocuğu kat kat giydirip robota çevirdim zavallım hareket etmekte zorlandı J
Bu aynı zamanda Poyraz’la ilk otobüs yolculuğumuz olacağından sevgili baya stresliydi bizimki arabada sabit durmaktan pek hoşlanmadığından yolun bizim için eziyet olacağını söyleyip durdu kocacığım ama hiç de öyle olmadı evet kısa sürelerle mızırdandı ama 5 kişi olduğumuzdan sırayla oyaladık. Sabah 8’de Kadıköy Evlendirme dairesinin önünden kalkan otobüsümüz 9.30 civarı Sapanca’ya vardı.

Sapanca’da Gölpark diye bir yerde tur şirketinin (4mevsimtatil.com) açık büfe diye ilan etmesine rağmen bildiğiniz klasik tabakta hazırlanmış kahvaltılarımızı ettik. Turun tek kötü yanı kahvaltı ile ilgili verilen bu yanlış bilgiydi onun dışında herşey olması gerektiği gibiydi diyebilirim.

Kahvaltıdan sonra göl kenarında biraz vakit geçirdik. Bu sırada Poyraz tanımadığı çocuğun bacaklarına yapıştı, otobüsle bizimle seyahat eden Karamel’le bol bol oynadı. Valla köpek yol boyunca Poyraz’dan uslu durdu kutusunda uslu uslu oturdu ve gıkını çıkarmadı.

Sapanca’da kahvaltıdan sonra rehber bizi Manşukiye’de Kayakevi diye bir yere götürdü. Buradan kayak malzemesi kiralanıyormuş. Kartepe’de sadece Green Park otel ve onun 2 tane kafesi var bunun dışında hiçbir şey yok bu yüzden aşağıdan kiralamak daha mantıklıymış. Kayak yapabilen insanlar kayak takımı kıyafeti vs. tam takım olarak günlük 20 TL’ye kiraladılar yukarıda aynı şeyler 100 TL’ye kiralanıyormuş. Bizde plastik kızak aldık 2 tane tanesi 10 liradan fakat yukarı çıkınca gördük ki kızaklarla pistin olduğu yere girmek içinde ayrıca kızak başına 10 tl istiyorlar gerçi biz vermedik biraz uyuzluk yapıp ama herkesten alıyorlardı. Bizim kiraladığımız kızaklar plastikti ve ilk denemelerde kaymayı beceremeyip biraz uyuz olduk ama zamanla alıştık. Yukarıda metal kızak kiralıyorlar çok daha güzel kayıyor ama saati 20 TL biz bütün gün oynadık 10 tl verdik. Poyraz’da otobüste oyuncak oldu kızak.
Birde kızak çaldırma maceramız oldu J kızak pistinde herkeste aynı kırmızı ve turuncu kızaklar var ve biran arkanı dönünce birisi gelip kızağını kapıveriyor sende bir şey yapamıyorsun tabii herkeste aynısı var çünkü bizim otobüsten bir sürü kişinin kızağı alındı bu şekilde dikkat etmek lazım yoksa kiraladığın yerden 45 tl istiyorlarmış plastik kızak için bir ara acaba bu bir tezgah mı diye bile düşündük J

Saat 11.30 gibi dağa vardık ve bütün yol boyunca uyumayan Poyraz varmamıza 5-10 dk. kala uyudu bizde çocuğu bir sürü battaniyeye sarıp arabasına koyduk ve cafenin oraya park ettik arabasını başına da babasını nöbetçi dikip kızakla kayma çalışmalarımıza başladık. İlk başlarda acemilikten çok zevk almadım ama sonra insan alışıyor ve çoook eğlendim. Poyraz’ın başında sırayla nöbet tutup hepimiz kaydık çocuğa da dağ havası yaradı herhalde ki 2,5 saatten fazla uyudu.

Poyraz uyanınca tura dahil olan sucuk ekmeğimizi yemeye gittik. Kartepe’nin bence en büyük dezavantajı sadece 2 tane kafe olması otelin içinde de vardır mutlaka ama dışarıda sadece 2 tane kafe var ve gelen kişi sayısına göre çok yetersiz kalıyor. Yemek yemek için oturacak yer bulduk ama normalde oynamaktan yorulunca oturup biraz dinleneyim bir çay kahve içeyim dediğinde kafelerde yer bulmak sorun hafta sonları genelde böyle olduğunu tahmin ediyorum. Biz hem kendi karnımızı hem Poyrazı doyurup, emzirip , robot kıyafetlerini giydirdikten sonra dışarı çıktık ve oğlum ilk defa kar gördü. Önce yere bıraktım fakat yerler kaygan olduğundan düzgün yürüyemedi sinir oldu sürekli kucağımıza gelmek istedi. Kızakla oynatmaya çalıştık ona da pek bayılmadı. Aslında etrafta fiti fiti yürüyen başka bebekler vardı ama bizimkini kar pek açmadı. Eldivenlerini çıkarıp eline kar verdim soğuk geldi uyuz oldu onları da yere attı. Teyzesiyle kar topu oynama demosu yaptık önünde ama ıh ıh konsepti anlayamayacak kadar küçükmüş J o da diğer teyzesiyle kızağın üstünde oturup etrafı seyretti halinden memnun görünüyordu. Kar topu oynama ve kardan adam yapma hayallerimiz suya düştü çünkü yukarıdaki karların hepsi sertleşip buz olmuştu oysa kardan adam için havuç bile götürmüştüm yanımda J
Aslında dağa çıkarken kenarlarda arabasıyla durup kar topu oynayanlar vardı belki oradaki karlar daha yumuşak olabilir hatta karda mangal yapan türk insanları bile vardı ki nedense hiç şaşırmadım. Özel aracınla gidince tepeye çıkmadan önce araçları durdurup bir ücret alıyorlar ama ne kadar öğrenemedim tepenin milli park filan olduğunu sanmıyorum kesin otelden alıyorlar bu parayı. Yani özel arabanla gelmek turla gelmekle aynı fiyata gelir bence çünkü birde yukarı çıkınca ayrıca otopark ücreti alıyorlar kısaca Greenpark tekel olmanın getirdiği hakla her taraftan para alıp duruyor. Otobüsümüz 16.30’da dağdan hareket etti ve 19.30da evimize vardık. Bence çok güzel bir gündü Poyraz büyüyünce kesin daha fazla zevk alır çünkü orda en çok eğlenenler çocuklardı. Onun için bundan sonra her yıl geliriz buraya diye düşünüyorum kayak yapmasak bile dağın havası ve ortamı çok güzeldi.




7 Ocak 2013 Pazartesi

Mini Aktivite , Bostancı

2 annenin Bostancı'da açtıkları Mini Aktivite'nin kara tahta atölyesine gittik geçen hafta Poyraz'la. www.fikirdenk.com anneleri olarak atölyeye katıldık, ismini ilk duyduğumda kara tahtayla ne yapılabilir acaba diye düşünmüştüm ve açıkcası bu kadar eğlenceli bir fikirle karşılaşmayı beklemiyordum. Mini aktivite bir apartman dairesinde salon atölye olarak düzenlenmiş, minik bir oyun odası, mutfak ve malzemelerin durduğu bir odadan oluşuyor. Yağmurlu bir cumartesi sabahı mini aktiviteye gittik , bizim haylazlar içeri girer girmez oyun odasını keşfetti ve oradan koparmak biraz zor oldu. Ben önce Poyraz kesin katılmayacak diye düşündüm ama oğlum beni yanılttı baştan sonra kadar katıldı çalışmaya. Önce çocukların hepsi için hazırlanmış tahtaları siyah tahta boyasıyla boyadı tüm çocuklar.
Eller, kollar hatta giysilerde biraz boya oldu ama olsun pek eğlendiler. Daha sonra tahtaları kuruması için camın önüne koydular o esnada bütün çocuklar keçeden hazırlanmış parçalarla salyangoza benzer silgi yaptılar kendilerine. Tahtalar kuruyunca bu sefer tahtalara açılmış deliklerden ip geçirip askı yaptılar tahtalara. Son olarak daha önce keçeden hazırlanmış figürlerle herkes tahtasını süsledi.

Bütün çalışmalar süresince Poyraz'a çok az yardım ettim herşeyi kendi yaptı, büyümüş galiba benim oğlum :) Çalışırken çocuklara süt ikram etti atölyenin sahipleri. Herkes tahtasını bitirince tebeşir dağıtıldı ve tebeşirle birşeyler çizdiler tahtalarına.
Güzel bir fikirle güzel bir saat geçirdik. Poyraz çalışmayı sevdi ve tahtasınıda çok sevdi , günün kalanında gittiğimiz yerlerde de tahtasıyla oynamaya devam etti.
Bu güzel çalışma için hem www.fikirdenk.com hem www.miniaktivite.com a teşekkürler. Mini aktivitenin her ay değişik atölye çalışmaları oluyor, web sitelerinden veya facabooktan programlarını takip edebilirsiniz.

3 Ocak 2013 Perşembe

Yoros Kalesi - Anadolukavağı


Yoros kalesi İstanbul'da Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır; bu yüzden bir Ceneviz kalesi olduğu inancı doğmuştur.Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. "Kutsal yer" anlamına gelen Hieron'dan geldiği görüşü oldukça yaygın olmakla birlikte, antik çağ tanrılarından Zeus'un sıfatı olan "uygun rüzgarlar" anlamına gelen ourios'tan geldiği de iddia ediliyor. (kaynak www.wikipedia.org)
Poyraz hayatında ilk defa Bozcaada Kalesine gitti ve kale olayını çok sevdi. Gerçi Bozcaada kalesi de sevilmeyecek gibi değil. İstanbul'a döndüğümüzde bu kadar savaşlara sahne olmuş bu kentte kale yokmu diye düşündüm ve buldum varmış Yoros Kalesi. Bir Cumartesi sabahı atladık arabaya hadi dedik kaleye gidiyoruz.

Anadolukavağına geldikten sonra kaleye giden levhaları takip ediyorsunuz. Harika manzarası olan bir yol hatta biz yol üzerinde durup gözleme yedik, köylülerin kurduğu tezgahlardan alışveriş yaptık. Geze geze kaleye ulaştık. Kalenin girişinde cafe ve restoranlar var hepsininde manzarası harika. Buralara çocuksuz gelip güzel bir akşam yemeği yemeyi kafaya koyduk :p

Kaleye biraz tırmandıktan sonra bir boşluğa ulaştık bizden başka insanlarda vardı, bir kapı var ve bir amca ısrarla kapıyı kapamaya çalışıyordu, ama bir takım insanlar kapıyı açtırınca bizde daldık içeri ve harika bir manzarayla karşılaştık. Kaleden geriye çok fazla duvar vs. kalmamış ama manzara görülmeye değer gerçekten.


Biz yolda köylü teyzelerin yaptığı gözlemeleri yerken Poyraz arabada uyuyordu ona da yanımıza almıştık, kalede harika manzara karşısında yedi küçük bey yemeğini. Ortalıkta dolaşan sahipsiz köpekler vardı ve geceleri buralar baya ıssız olur hissine kapıldım ama gene de sadece manzara için bile çıkmaya değer. Kaleye çıkmasanız bile sadece alttaki restoranlarda yemek yemek veya cafelerinde oturmak için gelinebilir. Bozcaada kalesinin yanından bile geçemez ama genede kale gördük mü gördük :)