10 Ekim 2012 Çarşamba

Limonlu Bahçe - Taksim


Taksim’de Avrupa’nın fast food balık zinciri Nordsee açılmış ve sevgili gidelim Bremer yiyeceğim diye tutturuyordu bugün babalar günü olduğundan tabii ki Nordsee’ye gittik. İstiklal caddesinin üzerinde zaten, ilk bakışta küçük bir yer gibi görünüyor ama değil tam 6 katlı güzel bir yer yapmış adamlar. Fakat işin kötü yanı ürünler ithal ve ithalatta sıkıntı yaşıyorlarmış o yüzden menüdeki ürünlerin çoğu yok sevgili Bremer (balık köfteli mini sandviçler) yerine avucunu yaladı yani ama genede memnun kaldı sanırım :)

Yemekten sonraki rotamız Limonlu Bahçe. Sevgili limonatayı çok sever , internette araştırdım buranın limonatası meşhurmuş ve çok güzel bir yermiş. Yeni yerler keşfetmeyi seviyoruz Poyraz doğduğundan beri bunu pek yapmıyorduk çünkü mekanda çocukla rahat edilir mi endişesi oluyor insanda. Burayı ekşi sözlükte, forumlarda beğenen çok, İstiklal caddesinde bir vaha diye anlatıyor millet. Galatasaray lisesinin yan sokağından daldık aşağı numara 98, sokak 8 no.dan başlıyor ve inanılmaz bir yokuş 70’e kadar geldik ama yokuş gittikçe dikleşiyor, bir şey değil çocuk arabası elimizden kayıp gidecek diye korkuyoruz J sonunda vazgeçelim bari dedik bu yokuşun birde dönüşü olacak "yok ya dedim siz burada durun bu kadar geldik ben gidip bakayım" bunu dedim iki adım attım baktım bir apartmanın girişinde Limonlu Bahçe yazıyor J meğer binanın eski numarası 98miş. Apartmanın kapısından baktım aşağı doğru dik merdivenler iniyor dedim bebek arabasıyla nasıl gireceğiz sevgiliyle birbirimize bakıyoruz öylece bu sırada binadan 3 tane bebek arabalı çift çıktı bunun üzerine demek ki iniliyor ve aşağıda insanlar “ne işiniz var burada bebek arabasıyla banel insanlar” bakışı atmayacak deyip sırtlandık arabayı indik aşağı. Resimde güldüğüme bakmayın afederseniz totomdan ter akıyor, bir yandan da ulan aşağısı güzel değilse sevgili beni fena yapacak diye düşünüyorum J
 
3 kat merdiven indikten sonra nihayet bahçeye ulaşıyoruz veee o eziyete değen bir mekanla karşılaşıyoruz. Bu sırada kuzu hala uyumaya devam ediyor hemen keyif moduna geçiyoruz. Gelsin limonata, profiterol ve türk kahvesi J

1 saate yakın keyif yapıyoruz gazete okuyoruz, kitap okuyoruz bizim kuzu hala uyanmıyor. Açık havada olunca 2 saatten fazla uyuyor çocuk. Bu esnada mekanda dünyanın en hızlı kamplumbağasını görüyoruz hayvan fiti fiti dolaşıyor ortalıkta

Sonunda Poyraz uyanıyor , önce şaşkın şaşkın bakınıyor etrafına babasının kucağında.
 
Sıcaktan bunalmış çocuk hemen üstünü değiştiriyorum, yemeğini yediriyorum ve salıyorum bahçeye. Bizimki başlıyor etrafı keşfetmeye. Oradan oraya dolaşıp duruyor masaların arasında.
 
Mekanda bir sürü kedi var, yavrular da var anneleride. Bizimki zaten mavvv hastası olduğundan habire kedi kovalayıp duruyor. Hayvanlar korkup kaçıyor tabii ama bizimki vazgeçmiyor ısrarla kedilere yaprak yedirmeye çalışıyor J oğlum o mama değil kedi ot yemez desem de nafile elinde yaprak koşuyor kedilerin peşinden J

Bir süre sonra bahçe Poyraz’a dar gelmeye başlayınca en iyisi kovulmadan hafif hafif yaylanalım deyip hesabı ödeyip bu sefer yukarı tırmanma maceramıza başlıyoruz. Allahtan Poyraz arabasında değil kendi kendine çıkıyor yavrum merdivenleri J Kapısı ve girişinim böyle garip durduğuna bakmayın gerçekten güzel bir mekan Limonlu Bahçe. Internette pek çok yerde çok pahalı olduğuna dair yorumlar var ama ekşi sözlükçülerin abarttığı kadar pahalı değil benceJ

Taksim’e geldiğimizde uyuyan Poyraz bey bu sefer gayet uyanık ve cin gibi İstikal’i turlamaya başlıyor. O kalabalıkta beyefendi arabasına oturmadığı gibi kesinlikle elinin utulmasına da izin vermiyor. Kendi kendine yürüyecek işte o kadar !!!
 
Yalnız bu herşeyi kendim yapacağım modundaki küçük bey tahta bacağı görünce korkup bacağıma, elime yapışıyor J
 
Tramvayı görünce tren tren diye sevinç çığlığı atıp “tren”dekilere el sallıyor J
 
Maraş dondurması alıyor, kendi kendine sıra bekliyor külahı almak için savaş veriyor ve sonunda kavuşuyor dondurmasına. Dondurmayı bizim tutmamıza izin vermiyor, illa kendi tutacak.

Vee bu da oluyor Poyraz hayatının ilk eylemine katılıyor. Ayrımcılığa karşı gökküşağı hareketi. Gayler, Lezbiyenler, Travestiler ellerinde pankartlar, rengarenk kıyafetleri ile eylem yapıyorlar. Çok güzel müzik yapıyorlar bizimki ilgiyle izliyor. Anayasada onlara da yer verilmesini istiyorlar, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Çok çok renkli insanlar..
 
Herkesin eleştirdiği Demirören alışveriş merkezini de görüyorum, bence insanların abarttığı gibi caddenin yapısını bozmamış. Gayet güzel bir bina yapmışlar. Yalnız bu bina biz en son geldiğimizde yoktu demek ki çoook uzun zaman olmuş İstiklal’e gelmeyeli bir kez daha anlıyoruz J
 
Bol gezmeli bir babalar günü aynen aşağıdaki gibi bitiyor :)
 






1 yorum:

  1. Biz firtinali korkunc bir Aralik ayinda 5 aylik oglumuzu tuluma sokup deli gibi tagmur, firtinada teleferikte sallana salanna gitmistik paradise otele az deli degilmisiz

    YanıtlaSil