31 Ekim 2012 Çarşamba

Polonezköy Country Club

Polonezköy şehirden kaçış için çok ideal bir yer yarım saatte ulaşabiliyorsun ve mekanlar çok hoş.Polonezköy Country Club'a tam yarım saatte ulaştık. Hava inanılmaz sıcaktı, Poyraz yol boyunca uyudu oraya varınca hemen kahvaltıya oturduk.
 
Kahvaltı ettiğimiz yer Piknik Park diye geçiyor hem kahvaltı var, hem gün boyunca mangal yapılabiliyor. Yemyeşil bir arazi ve güzel düşünülmüş yerleri var. Hamaklar var, yayılıp uyuyabileceğiniz kocaman minderler var, çocuklar için oyuncaklar, trombolin, mini golf ve en önemlisi bir sürü hayvanlar var. Serdar hayvanları çok sever zaten burayı seçmemin nedeni de buydu. Buranın sahibi bir tür hobi olarak hayvan beslemeye başlamış ve yıllar geçtikçe çeşitler artmış şu anda bir sürü hayvan var. Bunların bir kısmı örneğin tavuklar, horozlar, tavus kuşları, keçiler, koyunlar, lamalar serbest olarak dolaşıyorlar ortalıkta. Diğer hayvanlar ise mandarin ördeği, gent kedisi, sülünler, bazı kuşlar, domuzcuklar kafeslerde besleniyor. Bir sürü kuğu, pelikan, deve, ponyler, çeşit çeşit keçi, deve kuşları, inekler bile var. Yani çocuklar için tam bir Ali Babanın çiftliği durumu var. Poyraz kahvaltı boyunca bol bol huysuzluk yapıp bize pek birşey yedirmedi , babası uyuz oldu. Yemek bölümüne çocuklar için oyuncaklı alanlar yapmışlar daha büyük çocukları oradaki görevliye bırakıp rahat rahat kahvaltı eden anne babalar vardı onlara özendim, bizimki daha çok minik ben orada biraz oyaladım babası rahat yesin diye, ilk defa top havuzuna girdi mesela. Biraz uslanır umuduyla masaya döndük bu sefer hayvanlara taktı kafayı. Masamızın altına giren tavuğu çubuk krakerle besledi :)

 
üm kahvaltı boyunca ortalıkta bir sağa bir sola dolaşıp duran tavus kuşuna musallat oldu, babasıyla beraber peşinden koşup durdular. Hayvan da pek hızlı olduğundan üçünü bir karede yakalamak pek kolay olmadı.
 
Babası uslu dursun diye Poyraz'ı sevdi, dil döktü, öptü kokladı ama yok bizimki uslu durmak nedir bilmediğinden tüm bunlar pek işe yaramadı :)
 
Sonunda birlikte yemek yemek bize haram deyip masadan kalktık. Şemsiyelerin altına yerleştirilmiş olan koca minderlere kendimizi attık çünkü güneş tam tepeye çıkmış ve etrafı kavuruyordu. Gölgeye sığınmak durumunda kaldık. Poyraz'ı soyduk soymasına da kendim de pantolon giydiğime bin pişman oldum hava o kadar sıcaktı giysiler yapıştı resmen üstüme. Gölgede bekleyelim güneş biraz insin hayvanları öyle gezeriz dedik. Zaten Poyraz'ın uykusu gelmişti ve babası burada da Poyraz'ı uyutma çalışmalarına başladı. Baktım etrafta aynı stille bebeğini uyutan bir sürü baba vardı, babalar gününü böyle geçirmek ne kadar hoşlarına gidiyordu merak ettim. Gerçi neticede çocuklarıyla birlikteler babalar gününün anlamı da bu değil mi? Neyse biraz uğraştan sonra bizimki uyudu koyduk arabasına bizde yayıldık minderlere. Yalnız minderler hiç temiz değildi bu açıdan pek rahat edemedik. Böyle bir işletmeden daha temiz bir hizmet beklerdim.
 
Poyraz uyandıktan sonra sevgilimde hadi artık gidelim sendromu baş gösterdi, kendisi aynı mekanda bütün bir günü geçiremez zaten sıkılır. Hava da öyle sıcaktı ki insan tadına varamıyor gerçekten. Buraya ilkbaharda veya sonbaharda gelmek lazım doğanın tadını çıkarmak için. Neyse gelmişken tüm hayvanlara bakmadan dönmek olmazdı tabii. Bir sürü su kuşu vardı pelikanlar, kuğular hepside birbirinden güzeldi.
 
Devede sıcaktan iyice mayışmıştı zavallı, minik atlar çok tatlıydı küçük çocuklar atlardan birine binip geziyordu.
 
En tatlıda keçiler ve özellikle yavru olanlardı. Siyah yavru keçiler ortalıkta gezinip duruyordu bir ara bir baktım Serdar yavru keçiyi kucağına almış geliyor. Poyraz sevsin diye keçiyi kucağında taşıyor oradan oraya. Sonra baya bir oynadı bu yavru keçiyle Poyraz'da sevmeye çalıştı kendi çapında. Keçi artık iyice evcilleşmiş gıkını çıkarmıyor oynayıp durdu Serdar'la.
 
Poyraz'a da sıcak bastığından çok fazla ilgilenemedi etrafıyla mesela tavus kuşu kanatlarını açınca biz heyecan yaptık aa ne kadar güzel vavv falan derken bizimki şöyle bir dönüp baktı hımm diye döndü tekrar önüne :)
 
Daha önce hayvanat bahçelerine gitmiş olmama rağmen birkaç hayvanı ilk defa gördüm mesela Gent Kedisi çok ilginç bir hayvan. Biz yukarı giderken kafesinde aşağıdaki pozisyonda duruyordu biz yukarıları gezdik oturduk dinlendik vs. geri dönerken hala aynı pozisyonda duruyordu hayvan. Bir yandan da korkuç bir havası vardı yani aslında kedi kadar küçük ama kaplansı bir görüntüsü vardı.

 
Tropik salon diye bir yer yapmışlar içinde maymunlar, timsah, papağanlar ,kaplumbağalar ve birtakım kuşlar var. Hava çok sıcak olduğundan bu kapalı odaya kimse gelmiyor anlaşılan biz arayıp tarayıp bulduk fakat baktık merdivenle çıkılıyor tek tek bakalım dedik. İçeride de kimse yok Serdar gitti geldi sonra ben gittim içeride yalnızım tepeden kuşlar uçuyor karşımda bir timsah, maymunlar acayip sesler çıkarıyor tam bir korku filmi sahnesi gibiydi odaya girmemle koşarak uzaklaşmam bir oldu :)) Normal hava şartlarında bütün gün sıkılmadan vakit geçirebilecek kadar çok alan olan bir yer. Daha sonra tekrar mutlaka gelmek istediğimize karar verdik fakat bu sıcak havaya daha fazla dayanamayarak 4 gibi mekanı terk ettik.

 
Biz eve kendimizi attıktan kısa bir süre sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı, Bizde ailecek yıkanıp paklanıp, karnımızı doyurduktan sonra yatıp dinlendik. Bütün gün yorulan minik kedi saat 8de uyudu.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun..

Cumhuriyetimizin 89.yılı kutlamalarını yada kutlayamayışlarımızı sabahtan beri tv'de üzüntü ile takip ediyorum. Sene 2012 ve halkın Cumhuriyeti kutmalamasına neredeyse izin verilmeme noktasına gelindi. Çok üzücü ve endişe verici, çocuğumu nasıl bir ülke bekliyor, nasıl bir geleceği olacak bu ülkede endişe ediyorum. Biz her şeye rağmen Cumhuriyeti tabii ki kutlayacağız, her sene olduğu gibi bu yıl da saat 19.00'da Bağdat Caddesi- Suadiye ışıklarda yürüyüşümüz başlayacak ve inadına Cumhuriyeti kutlayacağız.. 10 seneden fazladır bu Kadıköy'de bir ritüeldir her sene yağmur da yağsa fener alayımız mutlaka olur, yürüyüş olmayacak diye söylentiler çıksa dahi olur hiç bir sene yürüyüşümüzün olmadığı olmadı, umarım olmadığı bir gün gelmez.. Ankara'da maalesef üzücü olaylar yaşanıyor fakat İstanbul'da Cumhuriyet çoşku ile kutlanacak bu akşam.
Bayrağımızı alıp çocuklarımızla birlikte sokağa çıkalım ve Cumhuriyetimize sahip çıkalım..

25 Ekim 2012 Perşembe

Santral İstanbul , Eyüp

 
Santral İstanbul , Eyüp'te Bilgi Üniversitesinin kampüsü içinde harika bir müze ve sanat galerisi. Pazar günü yağmurlu bir öğleden sonramızı burada geçirdik. Önce Enerji Müzesini gezdik, Poyraz arabada uyuyup, uykusunu iyice almış olduğundan cin gibiydi ve keyfi yerindeydi. Müzeyi çok sevdi. Enerji müzesi deyince insanın gözünün önüne çok fazla şey gelmiyor ama çok hoş bölümleri var.
 
Silahtarağa Elektrik Santralinin 1913 ve 1921'de inşa edilen ilk makine daireleri , güçlendirilip korunarak Santral İstanbul Enerji Müzesine dönüştürülmüş.
 
Poyraz önce burda sıkılır belki diye düşünmüştüm ama yanılmışım çünkü elektrikle neler yapılabileceğini anlatmak için çeşitli bölümler yapmışlar ve bunların hepsinde bir takım düğmelere basıyorsun ve birşeyleri harekete geçiriyorsun bir çocuk için biçilmiş kaftan.Bizimki oynamaya doyamadı, düğmelere basmaktan bıkmadı usanmadı :))
 
Enerji Müzesini uzun uzun gezdik dolaştık, yorulunca oturup dinlendik ve tam o sırada içeri kaçak girmiş bir kediyle bile karşılaştık :) bizimki kediye bayıldı uzun süre kediyle köşe kapmaca bile oynadı. Kediyi uzun uzun sevdi.
 
Ana Galeride sürekli değişen güzel sergiler oluyor. Ahmet Gümüştekin'in Yansımalar Sergisi vardı, sergiyi Poyrazla gezdik.
 
Santral İstanbul tam bir kampüs gibi birçok farklı binası var. Krek değişik tarzda tiyatro oyunlarının sahnelendiği bir performans merkezi hemen karşısında Otto Santral var çok hoş bir restoran. Gene hemen karşısında Tamirane var ki burada caz eşliğinde brunchlar bile düzenleniyor. Kentli tüketicilere hitap eden güzel mekanlar oluşturmuşlar. Bilgi Üniversitesinde okuyan öğrencileri kıskandım şahsen üniversite kampüslerinin içinde böyle bir yer olduğu için çok şanslılar.
 
santralistanbul’da yer alan sergiler ile Enerji Müzesi, Pazartesi hariç hafta içleri saat 10.00-18.00 arası, hafta sonları ise saat 10.00-20.00 arası ziyarete açıktır. santralistanbul 1 Ocak tarihinde ve dini bayramların ilk günlerinde kapalıdır.
Santral İstanbula yetişkinler için giriş ücreti 15 TL.
Ulaşım İçin:
http://www.santralistanbul.org/pages/index/visit/tr

22 Ekim 2012 Pazartesi

İstanbul'a yeni bir Akvaryum açıldı...(Florya)

Forum İstanbul’daki Turkuazoo’dan sonra İstanbul’a yeni bir akvaryum daha açıldı. Bu tür şeylere çok seviniyorum çünkü çocuklarımız yurtdışındaki çocuklar gibi bu tür şeyleri görme fırsatı yakalıyor. Umutla bekliyorum eminim bir gün Walt Disney World tarzı bir temalı park da açılacak İstanbul’da, hatta bu konuda birkaç haber okudum bence çalışmalar var. Gelelim yeni açılan Akvaryum’a Florya’da açılmış. http://www.istanbulakvaryum.com/ Ben gidilecek yerler listeme ekledim bile :)
· 6.800 metreküp su hacmine sahip, toplam 64 adet tank,


· 100 dönüm arazi içerisinde, toplam 22 bin m2’lik 2 katlı dev proje,

· İstanbul Akvaryum’a ait 1.200 araçlık 32 bin m2’lik otopark alanı,

· 6.000 m2’lik ziyaretçi alanı,

· Karadeniz’den başlayıp Pasifik’e kadar uzanan 1,2 kilometre uzunluğundaki, özel temalı gezi güzergâhı,

· Birbirinden ilginç türlerin bulunduğu yaklaşık 1.500 çeşit,toplam 15 bin adet deniz ve kara canlısı,

· 2 adet 15 kişilik 6 akslı 5D sinema salonu, 7 ayrı film izleme seçeneği, rüzgâr, sis, su gibi efektler yaşatan sıra dışı sistem,

· İstanbul Akvaryum içerisinde 470 m2’lik alana sahip hediyelik eşya birimi,

· Gezi güzergahı üzerinde 3 kafe

Bilet Fiyatları

Yetişkin : 29 TL
Öğrenci, Öğretmen, Engelli, 65 yaş üstü, Gazi : 22 TL (Kimlik gösterilmesi zorunludur.)
Yıllık Geçiş (Yetişkin) : 75 TL
Yıllık Geçiş (Çocuk) : 55 TL
4 kişilik aile : 85 TL
3 kişilik aile : 68TL
0-2 yaş Ücretsiz

18 Ekim 2012 Perşembe

Dev Akvaryum TURKUAZOO (Forum İstanbul)

 
** Yazıya başlamadan önce belirteyim resimler kötü çıkmış çünkü içerisi karanlık sanırım balıklar rahatsız olmasın diye özellikle böyle bir ışıklandırma tercih edilmiş ama bunun sonucu olarak resimlerde biraz karanlık çıkmış. **
Turkuazoo’yu açıldığından beri televizyonlarda görüp merak ediyordum havalar kötüyken böyle kapalı alan etkinlikleri daha güzel oluyor diye cümbür cemaat çıktık yola ve erken saatlerde Forum İstanbul’a ulaştık. Kahvaltı ettikten sonra Dev Akvaryuma girdik. Türkiye’de bu tarz yerlerin açılmasına çok seviniyorum geç bile kalındı bu kadar çok nüfusu olan ülkelerde bu tip yerler hep iş yapar girişimciler de bunu görmeye başladılar yavaş yavaş. Bekliyorum belki günün birinde Walt Disney World bile açılır İstanbul’da neden olmasın :) Burası yeni açıldığından sanırım maliyetleri çıkarmak için giriş ücreti biraz yüksek yetişkin 25 TL ama değer gerçekten güzel bir yer.

Balıklar dışında birçok farklı deniz canlısı da var mesela yengeçler. Görevli arkadaşlar çocukların canlılarla ilgilenmesine kızmıyor hatta teşvik ediyor bizimki yengeçlerden biriyle baya arkadaş oldu mesela uzun süre sevdi hayır hayvan kedi gibi yumuşak tüylü falan da değil sert kabuklu ama olsun bizimkine canlı göster yeter ne olursa olsun seviyor.
 
Girişte balıklar dev akvaryumların içinde uzun süre bunları geziyorsun daha sonra tünel gibi bir yer yapmışlar içinde yürüyen bir bant var onun üzerinde yukarı bakarak geçiyorsun ve bir sürü köpek balığı var en çok bu kısmını beğendim insan kendini gerçekten okyanusta falan hissediyor. Çocuklarda bu bölümden çok keyif aldı bence.
 
Bizimki tüm akvaryumların tepesine çıkmaya çalıştı balıkları inceledi, etrafta bol bol koşturdu. Arada ağaçlar olan minik yollar yapmışlar oraya da minik beyaz taşlar koymuşlar uzun süre onları tek tek havuzların içine atmaya çalıştı yapma desek de dinlemedi çocuk işte buldu kendine bir oyun sürekli taşları atmak istiyor.
 
Akvaryuma Poyraz (1,5), Güney (1,5), Melis +Defne (2), Erol (9) toplam 5 çocukla gittik hepside kendince eğlendi bence. Poyraz Güneyin abisi Erol’a hasta oluyor en çok onunla eğlendi diyebilirim. Güneyin zaten uykusu gelmişti uyudu diğer çocuklar etrafta koşturmak suretiyle baya kudurdular.
 
Akvaryumda hafta sonları dalgıçlar gösteri yapıyor ayrıca içeride bir şeyler içebileceğiniz küçük bir cafe yapmışlar. Hemen çıkışta hediyelik eşya mağazasını da unutmamışlar tabii J Güzel düşünülmüş bir proje ben çok beğendim. Forum İstanbul başlı başlına güzel bir alışveriş merkezi çok büyük çok marka var seçenek çok fakat klasik sorun olarak hafta sonları çok ama çok kalabalık sabah gittiğimizde iyiydi ama öğleden sonra çok kalabalıklaştı bizde biraz mağazalara bakıp yemek yeyip evimize döndük.

16 Ekim 2012 Salı

İstanbuldere Restorant - Sapanca


Sapanca’ya en son gittiğimizde Poyraz karnımda 5.ayını doldurmuştu gezmiş tozmuş ve çok beğenmiştik tekrar gitmek bu sene 19 mayıs tatiline denk geldi. Bu sefer kalabalık gittik Poyraz, teyzeleri, kankası Güney ve ailesi. Sabah yola çıktığımızda hava kapalıydı ve yol boyunca yağmur yağdı bizde ne kadar şanssızız çocuklar güneşte oynayamayacak diye üzülerek 1 saat 10 dakikada Sapanca’ya vardık. Fırsat sitelerinden Sapanca Gülizar Bahçe’de açık büfe kahvaltı almıştık hepimiz. Kahvaltıya kişi başı 10 tl verdiğimizden çok büyük bir beklentim yoktu açıkçası ama yanılmışım çünkü kahvaltı çok güzeldi biten her şeyi devamlı yeniliyorlardı , işletmeyi çok başarılı buldum bu konuda. 12ye kadar kahvaltı faslımız sürdü.
 
Kapalı diye üzüldüğümüz hava yüzümüze güldü ve öğlen çok güzel güneş açtı hatta hepimiz soyunup dökündük attık kendimizi çimenlere. Çocuklarla durmaksızın top oynadık.
 
Yanımızda 3 erkek çocuğu olduğundan mı bilinmez ama bunların favori aktivitesi göle taş atmak oldu. Göl kenarında dakikalarca sıkılmadan taş atıp durdular. Kayaların üzerindeki kurbağaların vıraklamaları eşliğinde taş atmaca oynadılar.
 
Göl gayet güzel ve temiz fakat etrafında gezme alanı sınırlı bir köşeyi Güral Sapanca kapatmış zaten bir noktaya kadar gidip geri dönmek zorunda kalıyorsun. Bizde bu mesafede yürüterek uyuttuk çocukları. Benimki kucağımda zorla uyudu fakat ne zaman arabasına koysam uyandı bende bırakmak istemedim kuzumu kucağımdan.
 
Sonra babası zorla aldı çocuğu kucağımdan arabasına koydu bizde çocukların uyumasını fırsat bilip kız kıza kahve keyfi yaptık.
 
Benimki çok uyumadan uyandı, Güney uyumaya devam ederken bizimki gene attı kendini çimlere biraz daha oynadı. Sonra teyzeleriyle keşfe çıktılar ve etrafı gezdiler.
 
Gülizar Bahçe (http://www.gulizarbahce.com/) çok güzel bir yerdi dediğim gibi hem kahvaltısı güzeldi hem mekan ve özellikle bahçesi. Sabah 10u biraz geçe ordaydık ve 3e kadar aynı mekanda oturduk hiç sıkılmadan. Bu fırsat sitelerinden aldığın yerler tamamen şansına oluyor bazen çok iyi çıkıyor bazen kötü bu güzel çıkan fırsatlardan biriydi. Sapancaya gidenlere tavsiye edebilirim açıkbüfe kahvaltı kişi başı 20 TL.
 
Gülizar bahçede 3e kadar takıldık çocuklar uyudu uyandı biraz göl kenarında gezdik yavaştan karnımız acıkmaya başladı. Zaten daha önce gidilecekler yerler listemde olan İstanbuldere'ye doğru yola koyulduk.
http://www.istanbulderealabalikevi.com.tr/hakkimizda.asp?id=102 (sitesinde fiyatlarıda yazıyor ve çok makul)
Mekanı daha önceden mimlemiştim kesin gitmeye kararlıydık sapanca merkezden 10-15 dakikalık bir yolculukla ulaştık. Dağa doğru biraz tırmanmak gerekiyor, yollar biraz bozuk bu yüzden giderken yolda biraz tırstım acaba kötü bir yer mi kimse yok mu diye ama oraya varınca bir baktık otopark araba dolu çoğuda 34 plakalı bu İstanbullular her yere gidiyor valla :) Mekan gerçekten çok güzel her taraftan dereler geçiyor, şelale var fakat o kadar çok su var ki bizimki gibi küçük çocukları zapt etmek çok zor.
 
Biz kendimize dere kenarında güzel bir masa buılup yayıldık fakat hava bizden yana değildi acayip kapalıydı garsonlar 5 dakikaya kalmak bastıracak bebekler var içeri girin diye uyardı mecburen içeri taşındık ama buranın tadı bahar aylarında dışarıda yenip içilerek çıkarılır onun için seneye kesin tekrar gelmek lazım. İçeriside çok güzel ahşaptan yapılmış bir bina iki katlı, şömine var durmadan şömineye odun attılar. Biz tam cam kenarında manzaralı güzel bir masada oturduk ve şahane alabalık yedik. Daha önce hiç bu kadar güzel kiremitte alabalık yememiştim harika yapmış adamlar. Mekanda birde çocuk oyun odası yapmışlar ki bizim için çok iyi oldu oğlanlara nöbetleşe bakıp rahat rahat yedik. Tek kötü yanı servis biraz yavaştı çünkü çok kalabalıktı ve yeterince garson yoktu. Sanırım yağmurlu bir günde bu kadar talep beklemiyorlardı. Biralarımızı içip yemeklerimizi yedik , dışarıda yağan yağmuru izledik. Dışarıda şelale var oraya bile ışık koymuş adamlar güzel bir görüntüydü. Bahçede ördekler var, hamaklar var gerçekten o yolu gittiğine değen bir yer. Allahtan gelen herkes de beğendi mekanı. 7 gibi oradan çıkıp İstanbula döndük seneye gene Sapanca gezisi yapmaya karar verererek. :)

14 Ekim 2012 Pazar

Bir güzel semt BEBEK

 
Babalar günü için Serdar’a 6 değişik plan yapıp mail attım kendisi bunlardan birini seçti. J Sabah Poyraz bey bizi 8.30da uyandırdı , babasına hediyesini verdi , öptü, kokladı. Giyinip hazırlanıp hemen evden çıktık zaten o saatte trafik olmadığından 20 dakikada Bebek’e vardık. Bebek kahvesinde kahvaltımızı yaptık. Deniz kenarındaki masamızda kahvaltımızı edene kadar Poyraz’ı zor zaptettik hatta bir ara mecburen çıkıp etrafta bir tur atıp geri döndük kahveye.
 
Kahvaltıdan sonra Bebek Parkında uzun uzun oyun oynadık. Hava o kadar sıcaktı ki başımıza güneş geçecek sandım bir ara. Ama çocuk güneş filan dinlemiyor tabii parktan ayrılmamak için elinden geleni yaptı.
 
Park aşırı güneş aldığından sonunda Poyrazı parktan koparıp ağaçların altına gölgeye almayı başardık. Yayıldık çimlerin üzerine. Poyraz’ın sabit durması için mutlaka birşeyle meşgul olması lazım mesela bir şeyler yerken bir süre sabit duruyor onun için iki dakika dinlenmek istediğimde mutlaka eline yiyecek birşeyler veriyorum yakında pisboğaz yapacağım çocuğu J çimlerde oturup babasıyla hapur hupur yeşil erik yedi küçük bey.
 
Poyraz burada da kendine bir abi buldu. Çocuk abilere hasta özellikle 9-10 yaş erkek çocuklarına bayılıyor abi abi diye peşlerinden koşup duruyor. Burada da kendine bir Yağız abi buldu ve 1 saate yakın onunla top oynadı, çalı çırpı topladı bir sürü oyunlar oynadı. Babası hemen yanlarından bende uzaktan oturup onları izledim.
 

Bebek semt olarak çok güzel, küçük bir yer olduğundan aşırı park sorunu var eğer şanslı olup yer bulursanız mutlaka Meşhur Bebek Badem Ezmecisinden badem ezmesi alın, Starbuck'ın terasından manzarayı seyrederek kahvenizi yudumlayın.
 


12 Ekim 2012 Cuma

Çoluk Çocuk AĞVA

Ağva’yı ailecek çok severiz 5-6 senedir her sene mutlaka geliriz. Eskiden günübirlik denize girmeye bile geliyorduk şimdi artık o kadar yolu günü birlik hayatta gidemem yaşlanıyoruz herhalde. 4-5 sene önce arabaya atlar bütün gün denize girer akşamına geri dönerdik J İlk geldiğimiz seneler merkezde Motel Tahir diye dandik bir yerde kalıyorduk daha sonra. Piccolo Mondo isminin anlamı gibi Küçük Dünyada kaldık , küçük sevimli ve çok güzel bir mekandı. Geçen sene doğumgünümde Grand Becassier – Büyük Çulluk Otelinde kaldık. Ağva’da yüzme havuzu olan nadir otellerinden biriydi ve çok güzeldi. Bu sene çekirdek aile olarak değil kalabalık bir grup olarak gitmeye karar vermiştik ve gene fırsat sitelerinden birinden İpek Koza Motel’de konaklama alıp 2 ay önceden yer ayırtmıştık tabii o zaman mayısın son hafta sonunun yağmurlu olacağını bilmiyorduk J Cumartesi sabahı arabalara atlayıp yola çıktık , Şile’den sonra dağ yolu çok virajlı ve yavaş gitmek gerekiyor bu yüzden yol yaklaşık 2 saat sürüyor. Otele varınca önce iskelede biraz dinlenip çayımızı içtik.

Biz iskelede otururken yağmur başladı J Çocuklar koşup oynamak istese de pek mümkün olmadı onları brandanın altında zapt etmeye çalıştık. Sonra odalarımıza yerleşip tekrar iskeleye döndük. Oğlumun uykusu gelmişti her tarafta hamaklar vardı, bende kuzumu hamakta sallayarak uyuttum.

Hava hala bozuk çalıyordu bizde etrafı gezemediğimiz için çocukları babalarına satıp kağıt oynadık J

Kızlar hiç öğle uykusuna yatmadı benimki uyanınca bunlar kendilerini oyuna verdi. Yağmur durmuştu ama çimler ıslaktı tabii çocuklar bunu hiç sallamayıp top oynadılar, çimlerde koştular.

Havanın kapalı olması bizi yıldırmadı gene de deniz bisikletine bindik J Ben önce biraz korktum çocuk düşerse falan diye ama baya sağlam, bir şey olmaz falan diye beni ikna ettiler. Gerçektende bir şey olmadı fakat bizim bisikletin tek pedalı çalışmadığından tek kişi 4 kişiyi itmek zorunda kaldık ki baya iyi spor oldu J

Deniz bisikleti maceramızdan sonra biraz daha bahçede takıldık. Şu tiplere bakar mısınız? Büyük insan gibi kurulmuşlar sandalyelere J

Akşamüzeri Ağva merkeze inmeye karar verdik. Normalde bu merkez dediğim yerde plaj var ve oradan denize giriliyor ayrıca birkaç balık lokantası var, marketler vs. var. Fakat bu sene bir meydan yapma faaliyetine başlamışlar ve her taraf inşaattı sahilde gezemedik bile bir yerde yemek yeyip marketten bol bol ıvır zıvır alıp otele geri döndük. Otel çok eskimiş ve yıpranmış işletmeci İlhan Bey para kazanmak için önce para harcaması gerektiğini bilmeyenlerden sanırım ki hiç yatırım yapmamış oteline. İskeledeki tahtalar kırık dökük ve hiç sağlam değil söyleyince bir ara yaptıracağız diyor yani kendi de farkında ama para harcamak istemiyor. Bu tahtalar hiç güvenli değil çocuklar koşarken takılıp düşüyor bu açıdan oteli beğenmedik. Odalarda standart diye bir şey yoktu birinde tv var birinde yok, birinde dolap bile yoktu J nasılsa 1 gece kalacağız diye dert etmedik. Otelin tek güzel yanı akşam yemeğiydi , yemekler ver ortam güzeldi.

Yemekten sonra gene iskeleye kurulduk benimki yorgunluktan arabasında uyudu fakat kızları uyutmak çok zor oldu. Yaratıcı anne-baba olarak iskeleye park yatak kurdular ve kızlara uyku tulumlarını giydirip orada uyuttular. Başka türlü dışarıda oturmak mümkün olmazdı zaten , odaya kapanmak zorunda kalacaktık.

Benimki arabasında uyudu ama huzursuzdu uyanıp durdu daha çok kucağımda durdu sonra mecburen odaya götürdüm zaten bir gece öncede ateşi vardı o gece de ateşlendi kuzum fitil verdik mecburen. İskelede oturup içme hayalleri suya düştü mecburen çocuğun başında bekledim bu sırada gaddar babası iskelede oturdu ama J Çocukları nasıl uyutsam diye düşünen zavallı anne ve ona yardım etmeye çalışan ablam J


O gece kızlar çok huzursuz olmuş uyanıp ağlamış bizimkide deliksiz uyumadı bize de uyku haram oldu haliyle. Sabah kalktığımızda herkes halinden çok mutluydu J özellikle kızların babası biran önce gitmeye can atıyordu. Biz erkenden kahvaltıya indik, otelin kahvaltısı da fena değildi. Fakat hava gene yağmurluydu ve kapalı havalar için oturulacak kapalı bir yeri yok otelin en kötü yanı bu hep güzel havalar düşünülmüş ama yağmur olunca öyle kalıyorsun. Allahtan hazırlıklı gelmiştim yanımda envai çeşit oyunca, boya kitabı kalemi vs. vardı. Çocuklara kreş yaptık bir süre boyama işiyle uğraştılar.

Tabii bu aktiviteden bir süre sonra sıkılıp dışarı çıkmak istediler yerler ıslak da olsa çocuklar için farketmiyor oyun oynamak istiyorlar. Bir süre oynamalarına izin verdik mecburen ama yerler kaygan olduğundan koşarken düşme ihtimali olduğundan çok uzun süre oynatamadık.
Biraz daha iskelede takıldıktan sonra hava şartları başka bir şey yapmaya izin vermediğinden mecburen odalarımızı boşaltıp otelden ayrıldık. Seneye daha güzel bir havada Ağva’ya gelmeye karar vererek.