10 Eylül 2012 Pazartesi

Bir Ağva Masalı


Ağva'nın doğasına hayranım, nehir, deniz, yeşillik, huzur, sessizlik herşey var. Son 5 senedir her yaz gidiyoruz mutlaka. Günübirlik sadece denize girmeye gittiğimiz günlerde oldu, kaldığımız gecelerde. Birkaç sene üst üste ilçe merkezindeki Motel Tahir'de kaldık. Nehrin kenarındaki butik oteller seneler önce Bir İstanbul Masalı dizisi ile ünlendikten sonra artan populeritelerini kullanarak çok yüksek fiyata oda satıyorlar. Tek gece için 2 kişi minimum 250 TL, haftasonları ise tek gece satmıyorlar genelde 2 gecelik paket satıyorlar ve fiyatları 500 tl civarı. Bu fiyatlara Antalyada gayet lüks herşey dahil otellerde kalınır fakat bu butik otellerin oda sayısı az ve talep var adamlarda senelerdir bu fiyatlara satmaya devam ediyorlar. Ne zaman gitsek de haftasonu oteller dolu alan memnun, satan memnun durumu yani. 2 sene önce Piccolo Mondo (İtalyanca küçük dünya demek) kalmıştık ve orayı da çok beğenmiştim gerçekten küçük bir işletme ama çok sıcak ve hoş bir yerdi. Bu sene Poyraz nedeniyle havuzu olan bir yeri tercih ettik. Grand Club Becassier (Büyük Çulluk Oteli) yerimizi ayırtmıştı sevgili. Perşembe sabahı 10 gibi yola çıktık, Şile'den sonra Ağva'ya dağ yolundan gidiyoruz ve çok virajli bir yol normalde o yoldan çok korkuyorum hele Poyraz olunca daha da korktum bu yüzden oldukça yavaş gittik ve 2 saatte ancak varabildik. Allahtan Poyraz yolun çoğunda uyudu , yoksa onu arabada zaptetmek çok zor oluyor, koltuğunda bağlı oturmayı sevmiyor çocuk illa hareket halinde olması lazım :) Odamıza yerleştikten sonra önce bir etrafı kolaçan ettik oğlumla.


Otel deniz kenarında değil ve merkeze biraz uzak yürüsek 20 dk.filan sürerdi ama hava çook sıcaktı arabayla merkeze indik ve kendimizi plaja attık. Bebek arabasıyla kumsala inmek biraz zor oldu ve Poyraz önce kuma gıcık oldu ama olsun :) Poyraz geçen sefer yazlıkta da kumu sevmemişti gene ilk başta bayılmadı ama günün sonunda iyice alışmıştı. Sevgili bu yıl ilk defa denize girmiş oldu, Poyraz babasının kucağında denize girdi ve suya bayıldı. Normalde Ağva'nın denizi dalgalı ve soğuk olur ama şansımıza hem dalga yoktu hemde su hiç soğuk değildi hatta sıcaktı neredeyse. Deniz çok sığ olduğu için Poyraz'la girmek çok zevkli oldu denizin içinde oturduk o da kucağımızda oturdu.


Sevgili, Poyraz'la kumdan kale yapma hayalini bu yıl gerçekleştiremedi , bizimki yapmaya çalıştığımız herşeyi bozduğu için, ama olsun bunun için daha uzuuuun yıllar var önümüzde. Şimdilik kovaya su doldur, boşalt oyunu oynadılar. Ayrıca Poyraz belirli aralıklarla kum yemeye çalıştı biz sürekli onu durdurmaya çalıştık.


Poyraz çok ilginç bir çocuk genelde yerinde duramıyor çok hareketli, kuma indiriyoruz sevmiyor arabasına gitmek istiyor, arabasına koyuyoruz kucak istiyor, kucağa alıyoruz gene yere inmek istiyor bir türlü karar veremiyor. İstediğini anlatamayınca da bize kızıyor beyefendi. Bakınız şekil 1a.


Plajdaki büyük minderlerde Poyrazı emzirmek suretiyle uyutup biraz kafa dinledik sevgiliyle, yemek yedik birşeyler içtik derken akşama kadar takılmış olduk tabii bu sırada her yerimiz kum oldu, Poyraz bol bol kum yeme çalışması yaptı. Akşama doğru ancak döndük otele. Önce Poyrazı uyutup sonra güzel bir yemek yiyelim diye hayal etmiştik ama bu hayal suya düştü zira Poyraz katiyen uyumadı gece 11'e kadar bizi uğraştırdı. Bizde önce onunla yemek yemeye çalıştık sonra olmadı birimiz gezdirelim birimiz yiyelim metodunu uyguladık sonra da bol bol onu bahçede arabasında gezdirdik, salıncakta salladık ama nafile 11de ancak uyudu beyefendi. Bizim nehrin kenarında bira içme hayallerimizde suya düştü zira uyku mücadelesinden sonra bizde de hal kalmadı.

Doğumgünü sabahımda çok güzel kahvaltı ettik ailecek. Kahvaltı salonundaki herkes Poyrazı sevdi, kızlar mıncıkladı, bizimki mest oldu :) Kahvaltıdan sonra çimenlere yayıldık. Doğumgünü hediyesi olarak Poyraz'a sevgili baktı ben keyif yaptım. Hamakta kitap okudum, sallandım doğayı seyrettim. Babası Poyrazı çimenlere attı bizimki pire gibi emekledi yerlerde.

Bol bol yanıma gelip kucağıma atlamaya çalıştı, ben alınca da bu sefer sıkılıp inmek istedi :)

Yerlerde sürünüp babasıyla boğuşmaktan yorulan Poyraz bey arabasında uyuyakalınca bizde keyif yapmaya devam ettik. Açık havadan olsa gerek 1 saate yakın uyudu minik kuzu bizde kafa dinledik. Uyanır uyanmaz uyku sersemide olsa gülümseyen tatlı bir oğlum var benim. Bundan daha güzel bir hediye olabilir mi? Hemen gözlerini açar ve eğer karşısında bizi görürse ve bizde gülümsüyorsak o da gülmeye başlar.

Beyefendi uyandıktan sonra öğle yemeğimizi yedik. Poyraz mama sandalyesindeki kavanoz mamasını yere atmak suretiyle kırarak bizim mamalarımıza saldırdı. Önce babasının patates kızartmalarından götürdü yetmedi benim makarnamı yedi. Hayatında ikinci kez makarna yemiş oldu ve suratındaki muzip ifadedende anlaşılacağı gibi pek de sevdi serseri :)

Yemekten sonra havuza girdik kuzuyla. İlk defa babasıyla havuza girdi, top oynadı. Hafta içi olduğundan otel neredeyse boştu, havuzda bizden başka kimse yoktu ve çok da iyi oldu. İstediğimiz gibi gürültü yapıp, oyunlar oynadık. Havuzun kenarında yere şezlong minderlerini koyup Poyraz'a oyun alanı yaptık, kimseyi rahatsız etmeden oradan oraya emekledi bizimki.

Havuzdan sıkılınca oyuncaklara götürüp biraz da orada eğlendirdik beyefendiyi. Yani bu tatil bana mı yoksa Poyraz'a mı hediye oldu anlamadım :) hep onun istediklerini yapmış olduk neticede :)

Akşam üzeri 5 gibi otelden ayrılmak için öncesinde 1 saate yakın odayı toplamam gerekti. Biz zaten hafif seyahat edemeyen bir çifttik birde çocuk eklenince düşünün halimizi, herşeyi yanımıza alıyoruz varır varmaz odayı dağıtıp savaş alanına çeviriyoruz sonra da her yeri toplama görevi bana düşüyor :) Tabii bu sırada sevgili lojistik işlerinden sorumlu habire birşeyler taşıyor, bebek arabasını, çantaları, ıvır zıvır eli hep dolu ve kendisi bu durumdan çok şikayetçi. Eğer bu yazıyı okuyorsan sana sesleniyorum ey sevgilim daha önümüzdeki en az 10-12 yıl birşeyler taşıman gerekecek ondan sonra Poyraz büyürde belki kendi eşyalarını taşırsa bilemem ama taşımazsa gene iş sana düşecek haberin olsun :))
Bu kısa ama güzel Ağva maceramızda sona ermiş oldu. Normalde nehir kenarında sandalla gezme, kanoya ve deniz bisikletine binme gibi aktivitileri Poyraz bey yüzünden bu yıl yapamadık ama onun yerine bol bol onunla oynadık, öpüştük, koklaştık bu da doğumgünlerinin en güzeli oldu benim için...

1 yorum:

  1. Oğlumla kendimi okudum sanki yazıda:)başarılar.

    YanıtlaSil