28 Eylül 2012 Cuma

İstanbul Modern - Karaköy

Poyraz’ın gittiği ilk müze Rahmi Koç Müzesiydi (http://poyrazligunler.blogspot.com/2011/04/mekan-onerisi-rahmi-koc-muzesi.html) ve orası çok ilgisini çekmişti ama orası bildiğimiz klasik müzelerden değildi. İstanbul Modern’e gitmeye karar verdiğimde acaba durur mu insanları rahatsız eder mi diye çok düşündüm ve sonra gitmeye karar verdim. Avrupa’da insanlar minicik bebekleriyle bile müze geziyorlar bu onlar için çok normal bir durum bizde tam olarak öyle denemez zaten toplum olarak müze kültürümüz çok olmadığından hele de çocukla müzeye gitmem sanatsever halk tarafından pek hoş karşılanmadı hoş “etraf” benim pek umurumda olmadı ben oğlumla müzeyi gezdim. Geçen hafta yazmıştım Müzeler haftası nedeniyle 18 Mayıs’ta İstanbul Modern gece 10’a kadar açıktı. Ben zaten iş için Eminönündeydim Poyraz’ı teyzeleri evden aldılar ve vapura binip Karaköy’e geldiler. Ben onları Tophane’de türk kahvesi içip rahat rahat kitap okuyarak bekledim J Bizim kuzu vapurda yemek bile yemiş geldiklerinde gayet zindeydi ve attaaa gittiği için çok mutluydu.
 
Müzeye girdiğinde önce bir şaşırdı sonra etrafta koşmaya başladı. Tabii müzeyi çocukla gezmek biraz zor oluyor bizimki devamlı koşmak istiyor gerçi biz teyzeleriyle 3 kişiydik sırayla bakarak gezebildik biraz da beraber gezdik ona resimleri gösterdim anlattım hikayeler uydurdum.

Bazı resimler çok ilgisini çekti ciddi ciddi inceledi çok komikti J kimi zaman da yorulup oturup dinlendi J

Müzeyi gece gezmek zevkliydi bence, hoş müzeler günü ve 10’a kadar açık olmasına rağmen bir kalabalık yoktu bizim halkın sanata ilgisi bu kadar oluyor demek ki J

Dönüşte Karaköy semalarında dolaştık biraz, vapura bindik bizim kuzu vapura binmeye yakın uyuyakaldı evde olsa 12den önce uyumuyor, yolculuk ve gezi yordu herhalde kuzuyu..Böylece hayatında 2.kez müze gezmiş oldu J

24 Eylül 2012 Pazartesi

Yıldız Parkı & Malta Köşkü

Yıldız parkına gitmeyeli seneler olmuştu çocukla gidilecek güzel bir yer olarak listemde vardı karşıya geçmişken Yıldız Parkına gittik. Parka vardığımızda Poyraz uyuyordu bizde kendimizi tam havuz kenarına kurulmuş olan kafesine atıp kahve yaptık. Uzun süre gazete okuduk çene çaldık baktık bizimki açık havadan herhalde uyanmak bilmiyor. Uyandığında acıkmış olacağından kalktık Malta Köşküne gittik ve çocuğu resmen zorla uyandırdık J İşte zorla uyandırılmış ama aslında hala uyumak isteyen minik adam.

Malta Köşkü çok güzel, yiyecekler harika görünüyordu fakat hafta sonu yoğunluğundan
dolayı servis çok yavaştı çocuğa bir çorba söyledik baya bekledik gelsin diye. Bizimki çorbasını içince kendine gelip etrafı kolaçan etmeye başladı. Havuzun kenarına gidip uzun süre ördekleri besledik bütün çubuk krakerlerimizi yedirdik hayvanlara.
 
Malta Köşkünün hemen arkasında küçük bir park var orada biraz takıldık. Pazar günü olduğundan her taraf piknik yapan ailelerle doluydu ve her köşede top oynayan insanlar vardı , Poyraz ne yöne koşacağını şaşırdı herkesin oyununa karışmak istiyor minicik boyuyla. Parkın çocuk için tek kötü yanı her tarafın yokuş olması gerçi bizimki bunu da bir oyuna çevirdi yokuştan aşağı koşarak düşmece oyunu J Bir tanede sopa buldu aklınca bizi korkutup durdu onunla.
Yıldız parkı çok güzel bir yerde böyle rantı çok yüksek alanların park olarak kalması hoşuma gidiyor. İstanbul’da yeterli yeşil alan yok Londra’da her taraf park doluyken bizim arabamıza binip yeşil alana ulaşmamız gerekiyor. Bu tip yerlerin çoğalmasını dilerim ama zor gibi nede olsa her tarafta mantar gibi apartman ve site dikiliyor. Geçenlerde Kanada’dan mal aldığımız bir Türk’le konuşuyordum evimizin arkasından geyikler geçiyor çok huzurlu bir yer burası diye anlatıyor adam, bizde parka gidip sincap gördük ona sevindik ne yapalım burası İstanbul. Aşağıda Poyraz ve babası ağızları açık son sürat koşan sincabı seyrederken J
Gezi tarihi : 15.Mayıs.2011

Miniatürk - Haliç


Miniatürk’e ilk açıldığı sene gitmiş ve çok beğenmiştim tabii o günden bugüne çok gelişmiş yeni maketler eklenmiş çok güzel restoran, kafe açılmış. Kristal müzesi ve Panaroma müze kısımları eklenmiş. Bu gidişimizde çok sayıda yabancı turist vardı ki bu da bence çok güzel bir gelişme. Türkiye’ye gelen bir turist burayı gezerek muhteşem eserler hakkında biraz da olsa fikir edinebilir tabii eselerlerin orjinallerini görmek gibi olmuyor ama gene de insana fikir veriyor. İlk seferinde de çok beğenmiştim bu sefer gene çok beğendim Miniatürk’ü. Giriş gayet makul 5 TL oralara yolu düşenlere mutlaka gitmelerini tavsiye ederim.

Parkta Türkiye’deki en önemli tarihi eserlerin maketleri var ve maketler çok başarılı o kadar ince çalışılmış ki gerçeği gibi duruyor. Parkı iki kısma bölmüşler içeri girince hemen karşınıza Anadolu bölümü geliyor. Anadolu’da ne kadar tarihi eser varsa maketini yapmışlar hepsi birbirinden güzel. Arka tarafta ise İstanbul için özel bir bölüm yapmışlar burada da İstanbul’daki tüm belli başlı eserlerin maketi var. Benim favorilerim aşağıda.
                                  Galata Kulesi , Taksim San Antonio Kilisesi, Kız Kulesi

Sultanahmet Meydanı çok detaylı anlatılmış, camiler, yılanlı sütun, meydandaki banklara kadar herşeyi yapmışlar çok güzel, Haydarpaşa Garı deniz kenarında yapılmış, sol altta 3 sene okuduğum güzel okulum Darüşşafaka’nın Fatih Çarşamba’daki tarihi binası, belli başlı eselerin kristal heykellerinin sergilendiği Kristal İstanbul Müzesi

İçeri girerken Poyraz uyuyordu ama hemen uyandı ve etrafta koşturmaya başladı zaten çocuk sabit duramıyor sürekli koşu halinde bizde tabii peşinde J

2000li yıllarda Türkiye turu yapmıştım eserlerin çoğunu gördüm ve en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu beni etkilemişti. Tarihi eser bakımından Ege sahilleri çok zengin fakat Doğunun kendine has bir havası var oraya gidince insan başka bir ülkeye gitmiş gibi oluyor. Sevgiliylede inşallah bir GAP turu yapma hayalimiz var bakalım ne zaman gerçekleştirebileceğiz. Şimdilik maketlerine bakmakla yetindik.

 
Ağrı- Doğu Beyazıt’taki İshak Paşa Sarayı masallardaki saraylara benziyor çok yüksekte bir yere inşa edilmiş tek başına bir yapı oraya vardığımızda yağmur yağmaya başlamıştı ve çok büyülü bir atmosferdi bu kadar sene geçti hala unutmuyorum J

Mardin – Taş Evler. Burasıda ayrı bir masal diyarı öyle güzel evler var ki buraların korunması şart. Çok güzel gümüş işçiliği yapıyorlar Mardin’e gitmişken harika şeyler alabilirsiniz.

Doğu’da en beğendiğim yerlerden biride Adıyaman’daki Nemrut Dağı. Gece 3 gibi otobüsle belli bir noktaya kadar çıkıp gerisini tırmanarak güneşin doğuşunu izlemiştik. Tepeye vardığımızda heryerde Japon turistler vardı saatler önce gelmiş tripodlarını kurmuş güneşin doğuşunu bekliyorlardı. Heykellerin bu resimle alakası yok tabii hepsinin başları kopmuş durumda ve böyle yan yana dizili değiller boyları insan boyunun 2-3 katı ve çok ihtişamlılar. Güneşin doğuşu veya batışını buradan seyretmek muhteşem bir an, yanında bir şişe şarapla tavsiye olunur o zamanlar biz öğrenciydik şarabımızda yoktu J

Akdenizde en sevdiğim yerlerden birisi Aspendos Tiyatrosu. Günümüze bu kadar sağlam kalmış nadir eserlerden biri. Halen aktif olarak kullanılıyor bildiğim kadarıyla bir tatilde burada bir konsere denk gelmek çok isterdim. İçeride Gladyatörler var turistler resim çektiriyor.
Oğlum bazı eserleri çok dikkati inceledi, resimdeki Sivas’taki Gök Medrese görmediğim nadir illerden birisi. Poyraz çok beğendi galiba biraz büyüsün beraber gideriz artık J
Eserlere dokunmak tabii ki yasak yalnız bizimki henüz yasak ,hayır gibi kelimeleri anlamadığından bazı girişimlerde bulundu tabii J
 
Resimdeki Dolmabahçe’deki Saat Kulesi. Türkiyede iki yerde daha saat kulesi varmış İzmir’dekini biliyordum zaten ama İzmit’te de varmış onu da bu parkta öğrendim.

Poyraz için gezinin en güzel bölümü tabii ki dodo yani dondurma yediği anlardı. Dondurmayı külahıyla birlikte aldı ve bitene kadar katiyen bize vermedi akıyor sileyim diyorum yok asla dokundurtmuyor sonuna kadar yedi ve bayıldı J

Gezi tarihi : 14.Mayıs.2011


20 Eylül 2012 Perşembe

Ümraniye Meydan AVM

“Meydan’a çıkın” sloganıyla açılan bu alışveriş merkezi klasik AVM’lerden çok farklı açık havada ve ben açık havada olduğu için çok seviyorum burayı. İşyerime yakın, İkea var, Real var, erkekler için Media Markt var, D&R, Toyzz Shop, Cinebonus, Gloria Jeans, restoranlar, mağazalar , dönme dolap, oyuncaklar kısaca ne ararsan var. Hemde kapalı alana tıkılma sorunu olmadan rahatça gezme keyfi var hele havada güzelse çok eğlenceli oluyor burası. Bizde güneşi gördüğümüz bir gün Meydana çıktık.
 
Buradaki oyuncakları özellikle seviyorum çünkü açık havada çocuk sıkılmadan binebiliyor bende onunla biniyorum tabii J
Bu sefer kum boyama setlerine taktı kafayı alsam yapabileceğinden değil daha küçük ama kumlarla oynamayı seviyor birde kaşık bulmuş etrafa döktü saçtı zaten görevli falan da yoktu kafasına göre takıldı bizimki.
Dışarıda bir sürü masa olduğundan yemeği de dışarıda yiyebiliyorsun bu kısmını da seviyorum gerçi bizimki yemek yemek yerine kedilerle oynamayı tercih etti birde su olan yerlerde takılmak tehlikeli sürekli elini kolunu bacağını suya sokuyor ve engel olana kadar ıslanmış oluyor J
Çoğu erkek gibi koca kişisi de elektronik ürün hastası biz nasıl vitrin bakıyorsak o da bütün elektronik marketlere bakmaya bayılıyor bir şey almayacak bile olsa bakmayı seviyor aynı kadın milleti gibi J Media markt bu anlamda iyi çok çeşit var tabii bizim kuzuyla gezmek biraz zor oldu ama onun için süper bir oyun yeri oldu burası, babasıyla buraya gelmeyi çok sevecek sanki büyüdükçe. Bizimki önce klasik olarak bir tur koştu mağazanın içinde babasından elinden kaçıp kurtulmaya çalıştı.
 
Sonra hangi ürünü alsam diye uzun uzun düşündü J
 
Beğendiği ürünü tabii ki test etti J
 
Sonra sepetini alıp alışverişe başladı J
 
Son olarak kendine müzik cd’si seçti önce dinledi sonra seçti küçük bey J
 
Eve dönmeden önce İkea’dan sezonun ilk dondurmasını yani “Dodo”sunu yedi J

18 Eylül 2012 Salı

Rahmi Koç Müzesi

Rahmi Koç müzesine gitmek ne zamandır aklımdaydı geçen Ekim ayında grupanya.com dan bilet almış ve kış aylarına denk geldiği için kullanamamıştım biletin tarihi geçmişti fakat benim müzeye gitmeyi planladığım günden 1 gün önce grupanyadan biletlerin süresinin hazirana kadar uzatıldığına dair mail geldi tesadüfün böylesi yani. Zaten gidecektim birde bu maili alınca heh dedim süper oldu zaten gişeye kuponu verdiğimde onların bile bu süre uzatımından daha haberi yoktu. (Normalde müze giriş bileti 12,5 TL ben siteden 2 bileti 11 tl ye almıştım) Bu fırsat sitelerinden her ne kadar sevgilim nefret etse de :) ben çok faydalanıyorum zaten kafamda gitmeyi planladığım bir yer veya olayın bileti çıkarsa mutlaka alıyorum. Neyse havanın kapalı olduğu bir Cumartesi günü attık kendimizi müzeye, müze zannettiğimden çok daha büyükmüş. İki ayrı binadan oluşuyor ve ayrıca bahçesinde de bir sürü görülecek şey var fakat hava kapalı olduğundan bahçede vakit geçirmedik oysa çok güzel müziği olan bir dönme dolap yapmışlar çocuklar ücretsiz faydalanıyor. Bahçede F16 tarzı uçaklar, gemi maketleri, tramvaylar vs. var Poyraz üşütmesin diye onlara fazla bakamadan ilk binadan gezmeye başladık. İlk önce Erdoğan Gönül galerisini gezdik burada onlarca klasik otomobil vardı bu kısmı sevgili çok sevdi arabaları tek tek inceledi arabaların önlerine siyah şeritler koymuşlar içeri girip dokunulmasın diye poyraz onların altından geçip koşmaca gibi bir oyun geliştirdi ve çok eğlendi. İnsanların nereden aklına geliyor bilinmez ama arabaların yanında gelin-damat fotoğraf çekimi yaptırılıyordu. Müzenin çeşitli yerlerinde 3 ayrı gelin gördük fotoğraf çektiren demek ki sık kullanılan bir kapalı mekan olmuş burası.
 
Araba galerisinden içeri girince çok güzel bir bölüm yapmışlar ki Poyraz buraya bayıldı Arçelik fabrikasında ürettikleri tüm elektronik aletler fakat aletlerin hepsinin dışı şeffaf ve bunlara birer düğme yapmışlar bu düğmelere basınca aletler çalışıyor. Bizimkinin zaten evdeki en büyük zevki çamaşır ve bulaşık makinelerinin düğmelerine basıp boşken bile çalıştırmak olduğundan bunları keşfedince bayıldı. Onlarca kere bulaşık makinesini çalıştırıp hayretle izledi :)
Gene onlarca sefer minik parmağıyla elektrik süpürgelerini çalıştırdı birde evdeki gibi alıp etrafı süpürmeye çalışıyor ki gören çocuğu evde çalıştırıyorum sanır :)
 
Birde bu aletlerin yanına Çelik robotundan koymuşlar bizimki bu robota da bayıldı gerçi önce gözünü çıkarmaya çalıştı sonra baktı kendi boyutunda sarılıp sarılıp öpüyor robotu ,sevgi dolu oğlum benim :)
 
Burada ayrıca ilk üretimlerinden itibaren çeşit çeşit bilgisayarlar, her tarafı şeffaf bir Fiat otomobil, bisikletler bir sürü ilgi çekici şey vardı. Bu bölümün üst katını tamamen çocuklara ayırmışlar ki buraya da ben bayıldım. Matematikle öğreniyorum tarzı atölyeler düzenleniyormuş burada daha büyük yaş grubu çocuklar için çok güzel çalışmalar olduğundan eminim bizimki şimdilik etrafta koşturdu oynadı objeleri inceledi.
 
Daha küçük çocuklar için çok da güzel bir oda yapmışlar ama nedense önünde bir zincir vardı ve lütfen girmeyiniz yazıyordu tabii Poyraz daha okuma bilmediğinden ve minik bir fare olduğundan zincirin altından süzüldü ve odaya daldı. Biz içeri girmedik o odada etrafı keşfetti sağı solu inceledi babasıyla kovalamaca oynadı ve kendince eğlendi.
Otomobil galerisinin hemen yanına güzel şirin bir cafe yapmışlar fiyatlarda gayet makul orada oturup çay içtik simit yedik, Poyraz’ın karnını doyurdum dinlendik. Bu arada müze gayet bebek sever bir yer hem girişte bebek arabası temin ediyorlar (yanımızda taşımasak bile olurmuş) girişte bebek alt değiştirme odası, daha büyük çocuklar için tuvalet adaptörü bile var. Bu açıdan tebrik ediyorum müze yetkililerini insanlardaki bebekle müzeye mi gidilir bakış açısını kırmak adına güzel şeyler bunlar.
Girişin üst katında Rahmi Koç için özel bir bölüm yapılmış dünyadan topladıkları, ödülleri, hatıra eşyaları envai çeşit nesne sergileniyor. Ayrıca odasını yapmışlar buraya ben yalnız çıktım bebek arabasıyla çıkmamak için ama aklım aşağıda kaldığından hızlıca gezdim biran kafamı çevirince karşımda Rahmi Koç’u gördüm :) o kadar gerçekçi bir heykel hayatımda görmemiştim doğrusu insanda gerçekmiş hissi uyandırıyor.
Arada yol geçiyor yolun karşı tarafında bir bina daha var ve orası da çok büyük gerçi merdivenlerle iniliyor alt katlara ve bebek arabasıyla bu kısmı biraz zor geldi bize büyük bir salon denizcilik ve havacılıkla ilgili şeylere ayrılmış. Bir kamara yapmışlar içeri girince birisi konuşmaya ve gemiyi anlatmaya başlıyor Poyraz onu çok sevdi sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı uzun süre. Ayrıca uçak motorları koymuşlar ve gene bir düğmeyle simülasyon yapabiliyorsun uçağın motoru çalışıyor ve sesi çıkıyor bizimki bunlara da bayıldı tabii. En çok da pilot maketini sevdi önce acaba gerçek mi diye gidip dizine dokundu sonra baktı adam hareket etmiyor yanına gitti maketi seviyor :)
Matbaa makinelerinin olduğu ayrı bir bölüm, başka bir bölümde envai çeşit tren ve taşıma aletlerinin motorları, maketleri sergileniyor. Müze tahminimden çok çok büyüktü ben kısa bir süre ayırmıştım ama yetmedi Poyraz 3-4 yaşına gelince tüm günü burada geçirecek kadar kapsamlı bir yer, gitmeyenlere mutlaka tavsiye ederim.

Kent Ormanı - Ümraniye

Nurturia.com.tr’den tanıdığım enerjisi hiç bitmeyen ÜÇÜZ annesi Esra’dan öğrendim burayı. İşyerim Ümraniye’de olduğundan bu çevredeki yerleri genelde bilirim ama burayı bilmiyordum. Burada okullar izci kampı düzenliyormuş zaten kampın olduğu tarafa vatandaşların girmesi yasak bizde gidince öğrendik. Buraya giderken benim hayalim ormanda yürüyüş yapmak ve Poyrazın ağaç, çiçek, kuş vs. görüp doğada vakit geçirmesiydi ama onun yerine resimdeki gibi asfalt bir yolda yürüyüş yapmak durumunda kaldık. Gerçi gene de şehrin içinde olmaktan iyidir. Gittiğimizde Poyraz klasik olarak yolda arabada uyumuştu o uyurken biz yürüyüş yaptık. Birkaç tane çocuk parkı yapmışlar bizimki uyanınca bir süre parkta oynadı. Gene bir Poyraz klasiği olarak başka çocukların toplarına sulanıp uzun süre dolll oynadı babasıyla :)
Birde bu halat merdiveni yapmışlar ki bununla Poyrazdan çok babası eğlendi. Babasını gören minik adam kendide tırmanmaya çalıştı ama başaramadı. Başaramayınca biraz sinir oldu baktı kendi çıkamıyor yukarıdaki babasına eliyle gel gel işareti yapıyor serseri :)
Sonunda babası indide kavuştular :) Bizim gittiğimiz gün acayip rüzgar vardı o yüzden çok uzun süre kalamadık ama kendi yürüyüşe gelenler, köpeğini gezdirmeye gelenler, klasik olarak piknik yapmaya gelenler vardı. Mekanda mangal yapmak yasak gerçi ama bir örtü serip yeşillikler içinde çocuklar oynarken bir şeyler yenebilir. Orman denince aklıma daha sık ağaçlıklı bir mekan geliyor o yüzden belki de Beykoz Korusu tarzı yerlere gitmek lazım ama çocuğun koşturup oynaması için bolca yer olan bir mekan arıyorsanız burası da uygun.